İpin Ucu Kaçınca

Bir milletin bütünlüğü ortak değerler ile gerçekleşir. Özel ve sınırlı olanlar ısrarında ayrışmalara nedendir. Müslüman milletinin belirleyici olan çok yönü bulunuyor. Bunlar ise insanları birbirine bağlar.

Coğrafyamız bu anlamda örnek bir bölge. Birbirine komşu olan ve hatta daha önce tek bir devlete mensup iken bölgesel özellikler sınırlı olmakla birlikte bütünsellik anlamda genel bir bağlılık var. Yerel kültürler bir milletin zenginliği. Hatta birbirine zenginlik katar. Müslümanların yaşadığı bölgelerde bulunan diğer kültürlere daha doğrusu dinlere mensup olanlar da birbirlerine zenginlik katacak özelliklere sahiptirler. İslâm milleti dairesinde bulunanlar birbirlerine karşı daha hoşgörülü, anlayışlıdırlar. Yüzyıllarca bu sağlıklı bir biçimde yaşanagelmiş.

Anadolu’ya sıkışmış bulunan, devlet geleneği olan bir millet milletin bütünlüğünü sağlayacak unsurları çoğaltmak ve bunun üzerinde var olmak yerine yerel, sınırlı olanlar üzerindeki ısrar giderek milletimizin bir kapana sıkışmasına neden. Bunun ötesinde bütünlük sağlanacağı yerde bütünlüğü dağıtacak olanların ısrarı huzur kaçırıcı. İslâm milletinin öncelikleri insan üstünlüğü ve değeri.



Yeryüzü sayısız ırklardan oluşuyor. Bütün bu ırklar üzerinde insanlığın birlikteliğinin sağlanması mümkün değil. Irklar sadece belli bir alanla sınırlı. Her milletin ortak değerleri bulunuyor. Hıristiyanlıkta temel kavram baba, oğul ve ruhulkudüs üçlemesi. Daha çok öne çıkan da baba oğul ikilemi. Tanrı’yı belli bir kültür çevresine odaklama çabası.

Irkçılık kavramı onlar açısından da sonradan oluşuyor. Daha çok İslâm karşıtı bir güce dönüşüyor. İslâm milletinin önceleyici, bütünleyici asıl unsur insan. İnsanın değeri ve konumu. İnsanın korunması.

Türkiye kendini Misak-ı Milli ile sınırlayınca alanını iyice dağıtmış bulunuyor. Bununla da yetinilmiyor, belli bir ırk eksenli bir oluş çabasında ve ısrarında. Bir ırkın kendini üstün görmesi diğerlerini yok sayması anlamına gelir. İstendiği kadar belli bir kavrama kimi durumların yüklenmesi durumu kurtarmıyor. O zaman milletin ortak dini olmak yerine bir ırkın dini konumuna düşülmüş oluyor. İç içe paradokslar söz konusu oluyor. Bir zamanlar ırk eksenli bakış ısrarında neredeyse Peygamberimizin bile Türk ırkına mensup olduğu tezi bir saçmalık olarak ile sürüldü. Şimdilerde ise bu ısrar tamamen belli ırklar uydurma ile kamufle ediliyor.



Irk ısrarı o kadar ileri boyutta ki, bir araya gelebilmenin imkânları neredeyse ortadan kaldırılıyor. Bu, tamamen karşılıklı bir zıtlaşmaya dönüşmüş durumda. Jakoben ırkçılar, özellikle ulusalcı ırkçı Türkçüler ve onlara ayak uyduran muhafazakârlar ortak dil ve gönül birlikteliği sağlayacak bütün unsurları ve en önemlilerini yok sayıyorlar.

Bir ırkın diğer ırka bağlılığının manevî bir sorumluluğu yok, olamaz. Irkları bütün unsurlarıyla birer değer kabul etmek onları bir araya getirecek bir üst dil ve inanışa zorunluluk var. Hıristiyan milletini birbirine bağlayan ortak değerleri var. Müslümanları birbirine bağlayacak ortak değerler çok daha fazla, güçlü ve birleştirici.

Her şeyden önce insanın insana bir üstünlüğü yok. Üstünlük sadece manevîdir fakat o da baskı aracı değildir. Sınırları da belirlenemez. İç dünya ile ilgili. Efendimizin kızı Fatıma validemiz bile bir üstünlüğe sahip değil. Baba, kızına böyle bir vaatte bulunmuyor.

Türk ırk üstünlüğünü savunanlar Peygamberin Arap ırkına mensubiyetini dolaylı olarak kabul etmiyor düşüncesine neden oluyor. İslâm hiçbir ırkın tekelinde değil. Hele bugünkü mevcut yönetici Arapların veya diğer ırk mensuplarının hiçbirinde değil. İslâm milletini bütünleştirici, bir araya getirici temel unsurlar merkeze alındığında birbirine bağlayıcı çok özellik var.

Bir milletin ağzının tadını kaçıran ayrıştırıcı unsurları çoğaltan, öne çıkaranlar kendilerine hizmet ederler. Irk, kabile gibi ayrıştırıcı unsurların ısrarı iplerin kopmasına neden.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.