Kavgaya değil düşünmeye ihtiyacımız var

Toplumun içine sürüklendiği iç ve dış sorunlar üzerinde birlikte düşünmemiz, kafa yormamız ve çözüm aramamız gerekirken bir takım siyasi hesaplarla her olayı ve konuyu polemik sebebi yapıyoruz. Adeta benim partim senin partini döver misali karşılıklı birbirimizi suçlayıp duruyoruz. Sonuçta öyle bir noktaya geliyoruz ki mensubiyet duygumuza göre bizden başka kim ne dünürse düşünsün yanlış olarak algılıyoruz. Sadece yanlış olarak algılamakla da kalmıyor söylenen her söz sebebiyle karşımızdakini terörist, vatan haini olarak nitelendiriyoruz. Bu tavır giderek insanların birbirleri ile konuşamaz, bırakın konuşmayı yan yana durmaz hale getiriyor. Toplumda herkes birbirine kulaklarını tıkıyor. Sonuçta ortaya bir sağırlar diyalogu çıkıyor. İşin daha üzüntü veren yanı ülkemizin başına terör örgütlerini bela edenler, Irak’ı, Afganistan’ı, Suriye’yi işgal edenlere tahammül edilebilirken, hatta Suriye’de oluşturulmak istenen güvenli bölgede söz konusu düşmanlarla birlikte devriyeye çıkmaya tahammül edilebilirken, içeride sırf bizim gibi düşünmüyor, bizi eleştiriyor diye bazı kesimler düşman ilan ediliyor. Yani dış düşmanlara gösterilen tahammül içeride birbirimize gösterilemiyor. Bu ise giderek sorunlarımızı büyütüyor, ülkemizin başına yeni gaileler açıyor.



Söylediklerimi müşahhas hale getirmek için olayı örneklemek istiyorum. AB ülkeleri ABD’nin bölgemize musallat ettiği terör örgütleri ve militanlarına kucak açıyor, her türlü desteği veriyorlar ve bunu da gizli saklı yapmıyorlar. Ama o ülkelerin sorumluları ile bir aya gelmekte bir sakınca görmüyoruz. AB kapısını sert bir şekil çarpıp o kapıyı terk etmiyoruz, edemiyoruz. Globalleşmiş bir dünyada bunun mümkün olmadığı söylenebilir. Çünkü artık şu ya da bu şekilde tüm ülkeler birbirleri ile temas halindeler. Bu temas siyasi olabileceği gibi ekonomik de olabiliyor. Hatta aynı ittifak içinde bulunuyor olmamız sebebiyle ister istemez bir araya gelip konuşmak mecburiyeti oluşuyor. Tüm bunlara karşılık aynı tahammülü içeride niçin birbirimize gösteremiyoruz. Bizim birbirimize bu düşmanlar kadar ihtiyacımız yok mu?

ABD ile ilişkilerimizde yaşanan son bir olayı ele almak istiyorum. Suriye bugün ABD ve Rusya başta olmak üzere AB ülkelerinin tezgâh açtığı meydan konumunda. Kimisi çıkarlarını korumak adına Suriye’ye gelmiş, kimisi ABD’ye destek vermek, ileride ihtiyaç duyduklarında onlar da ABD’nin desteğini alabilmek için hiç ilgileri olmaması gereken bir mücadelede arazide yer alıyorlar. Bunun da ötesinde ABD’nin besleyip ortaya sürdüğü teröristlere destek veriyorlar. Tüm bu olanları sürpriz olarak görmüyorum. Onlar Haçlı ruhunun oluşturduğu birliğe bağlı kalıyor, birbirlerine destek oluyorlar. Bu Haçlı ittifakına bir de Siyonistleri eklediğimizde karşımızda ciddi bir blok oluşuyor. Buna karşılık İslam dünyası tam bir dağınıklık içinde. Böyle olunca da içerideki birlik ve kucaklaşmaya ihtiyacımız var. Ne var ki, gerçekleştirilmesi çok kolay olan bu kucaklaşma bir türlü sağlanamıyor, sağlanmıyor. Bu zıtlaşmanın ve kamplaşmanın sebebi nedir diye düşündüğünüzde karşınıza bir takım siyasi hesaplar çıkıyor. Hâlbuki iktidarda kim bulunursa bulunsun bu ülkede yaşamak durumundayız ve bu ülke hiçbir kişi ve grubun babasının malı değil.



Son olarak Suriye, Afganistan ve Irak’ta çıkarları olduğunu ve bu çıkarları korumak adına bölgeye asker yığan, bunun da ötesinde bu çıkarlarını AB ülkeleri ile paylaşabilen ABD karşısında kendi çıkarlarımızı artık Haçlı-Siyonist ittifakının gönlünü hoş ederek korumamızın mümkün olmadığını görmek durumundayız. Bunun için de bunca düşmanla mücadele ederken içeride bir takım siyasi hesapları bir kenara bırakarak kucaklaşmayı öğrenmemiz gerekiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.