Türkiye’nin derin yalnızlığı!..

Dış politikada Türkiye’nin giderek yalnızlaştığını görmek için çok fazla gayrete gerek yok. Ancak, özellikle 17 yıldır iktidarda olanların bu yalnızlığı görmeye ya niyetleri yok ya da bu yalnızlıkta bir mahzur görmüyorlar. Çünkü AK Parti iktidara geldiği yıllardan beri ısrarlı bir şekilde ABD’yi stratejik müttefik ve dost olarak ilan ederken, Avrupa Birliği’ni ulaşılması gereken bir hedef olarak topluma takdim etti hâlâ da ediyor. Ancak, geçen süre içinde bu iki dost bellenen ülke ve birlikten beklediği ilgiyi ve desteği görmedi. En fazla ihtiyaç duyduğu anlarda ne ABD, ne AB ülkeleri Türkiye’nin yanında yer almadılar. Bırakın yanında yer almayı Türkiye’ye karşı faaliyet gösteren terör örgütleri ve teröristlere destek vermeyi tercih ettiler. Bu noktaya bir anda gelinmedi. Bu gerçeği görmek için, yani ABD ve AB’nin dost edinilemeyeceğini görmek isteyenler için yıllardan beri bu gerçek açık bir şeklide ortada idi.



Bu arada ABD ve AB ülkeleri bölgemizi karıştıran ve ülkemize karşı mücadele veren terör örgütlerini yıllardan beri desteklediler, destekliyorlar. Yani, sözünü ettiğimiz Haçlı ittifakı ile birlikte yürümenin mümkün olmadığı biliniyor. Bu gerçek yıllar önce görüldüğü için Erbakan Hocam kısa süreli iktidarında D-8’leri kurdu. Çeşitli kararlar alındı, anlaşmalar imzalandı. Bundan ABD ve AB ülkelerinin rahatsız olduğunu da biliyoruz. Bunun sonucudur ki, içerideki bir takım asker, sivil bürokratlar kol kola girerek Erbakan Hocam aleyhine kampanya başlattılar. Biliyorlardı ki, Erbakan Hocamın esas hedefi D-8’leri ilk fırsatta 60 ülkeye, ikinci adımda da girmek isteyen her ülkeye açmaktı. Yani, yeryüzünde Haçlı-Siyonist ittifakının karşısında bir güç merkez i oluşturmaktı. Bu durumu AK Parti’nin kurucularının bilmemesi mümkün değil. Ancak, İslam Biriliği’ni gündeme getirmenin bir takım sıkıntılara yol açacağını görüyorlardı ve bunun için de mümkün olduğunca İslam Birliği sözünü ağızlarına almamaya dikkat ettiler. Peki, dikkat ettiler de ne oldu? Haçlı-Siyonist ittifakının dostluğunu kazanabildiler, yanlarında yer almalarını sağlayabildiler mi?



AK Parti iktidarının uyguladığı dış politika ile Haçlı¬-Siyonist ittifakının İslam düşmanlığını engellemek mümkün olmadı. Böyle bir durumda akla, başlatılmış olan D-8’lerin güçlendirilmesi, sayılarının artırılması yönünde adımların atılmasının doğru olacağı geliyor. Ancak, bu hususta hiçbir adım atılmadı, ABD ve AB dost ve müttefik olarak nitelendirilmeye devam edildi. Bu yaklaşımın bir tek anlamı olabilir o da, ‘Nasıl olsa iktidardayız. Kürsel güçlerle dalaşmayalım’ olabilir. İslam Birliği gibi söylemlerle dostluklarını kazanamasak da söz konusu ülkelerin düşmanlığını artırmanın da bir anlamı yok, diye düşünülmüş olabilir. Ancak, ABD ve AB ülkeleri hiçbir zaman Türkiye’nin dostu olmadılar.

Emekli Büyükelçi Onur Öymen, Türkiye’nin derin yalnızlığını; Avrupa’nın Türkiye böyle istiyor diye ABD’ye karşı tavır almadığını, Arap ülkelerinin ise hem Suriye ile dayanışma içinde olmayı amaçladığını hem de ABD ile iyi ilişkileri sürdürmeye çalıştığına dikkat çekerek Suriye ve Doğu Akdeniz’de yaşanan sorunların Türkiye’yi dış politikada yalnız bir ülke haline getirdiği şeklinde izah ediyor. Özetle diyebiliriz ki, dış politikada özellikle Suriye’de atılan adımlar ülkemiz açısından yanlış ve başarısız olmuştur. Öncelikli olarak bu başarısızlığın sorgulanması, ardından da yeni bir dış politikanın hayata geçirilmesi gerekiyor. Ortaya çıkan bu duruma rağmen hâlâ yanlışta ısrar edilmesinden vazgeçilmesi gerekiyor. Çünkü Haçlı-Siyonist ittifakı belirlediği hedefe varmada kararlı. Bu hedef ise hem ülkemiz hem de İslam dünyasının aleyhine bir noktayı gösteriyor. 18 yıldır bu gerçek görülerek strateji belirlenebilmiş olsaydı, Türkiye böylesine bir yalnızlığa mahkûm olmazdı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.