ABD kovboy mantığından vazgeçmedi

ABD kendisini dünyanın jandarması olarak ilan etmiş ama bu jandarmalığa soyunmak barış ve adaletin temini için değil. Tek hedef var o da tüm dünyayı sömürmek ve arada İsrail’in güvenliğini sağlamak. Bunun için önce belli bölgeleri karıştırıyor, ardından da sanki karışıklıkların düzenleyicisi kendisi değilmiş gibi barış ve özgürlük havarisi pozlarında kurtarıcılığa soyunuyor. Dünyanın, ‘Yeter artık senin kurtarıcılığına ihtiyacımız yok’ demesi gerekiyor. Bu söylediklerimizin aslında bilinmeyen bir tarafı kalmadı. Hemen herkes ABD’nin bu eşkıyalığını dile getiriyor. Ancak, ABD’nin yaptıklarını ve niyetini bilmek ve bunu her fırsatta dile getirmek onu yaptıklarından vazgeçirmiyor. Böyle olunca sadece ABD’nin çirkinliklerini sergileyerek utanarak yaptıklarından vazgeçeceğini beklemek safdillik olacaktır. Bu bakımdan artık dünyayı ABD’nin neler yaptığını anlatarak oyalamaktan vazgeçerek nelerin yapılabileceği masaya yatırılmalı, alınabilecek tedbirler üzeride kafa yorulması lazım. Çünkü eşkıyanın suratına istediğiniz kadar eşkıyalığını haykırın utanması söz konusu değil. O yine barış ve özgürlük şarkıları söyleyerek dünyayı karıştırmaya ve sömürmeye devam edecektir.



Söz gelimi Suriye’de Türkiye’ye ne söylediyse aslı çıkmadı. Her söylediğinin yalan olduğu görüldü. Bu sebeple de medyamızda sık sık, “ABD yine yalan söyledi” başlıklı haberler görüyoruz. Bu haberleri okuyunca ister istemez insanın aklına, “ABD ne zaman doğru söyledi ki?” sorusu geliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan dünkü gazetelerde yer alan bir açıklamasında, Suriye’nin kuzeyinde oluşturulması planlanan güvenli bölge konusunda sergilenen ikiyüzlülüğe vurgu yaparak, “Çok güzel proje diyorlar ama uyulamaya gelince kimseyi bulamıyoruz” diyerek sadece ABD değil, AB ülkelerinin de dâhil olduğu ikiyüzlüler cephesine vurgu yapıyordu. Cumhurbaşkanı’nın açıklamasının hemen yanı başında yer alan bir haberde de, “ABD’den PKK’ya terörist sevkiyatı” başlığı altında özetle şu bilgilere yer veriliyordu:

“Suriye’de YPG/PKK’ye yüzlerce TIR ve uçak dolusu silah sevkiyatı yapan ABD, şimdi de terörist sevkiyatına başladı. ABD’li danışmanlar, Haseke ve Rakka’da çoğunluğu Arap 700 kişiyi eğiterek terör örgütünün saflarına kattı.”



Yine aynı günlerde medyaya yanıysan haberlerde ABD’nin Pakistan’dan çekilme konusunda Taliban’la prensip anlaşmasına vardığı açıklandığından birkaç saat sonra, başkent Kabil’in kana bulandığı, Taliban saldırısında çoğu sivil olmak üzere en az 16 kişi hayatını kaybederken 118 kişinin yaralandığı belirtiliyordu. Aslında söylenecek çok şey var ama sadece Taliban’ın bir terör örgütü olduğunu, bu örgütün ABD tarafından Pakistan’da oluşturulup Afganistan’a gönderildiğini hatırlatmak bile oyun içinde oyunu görmeye yeter. Kaldı ki, Kabil ve birçok Afganistan şehrinin harabeye döndüğünü hatırlatmaya bile gerek yok. Bu arada Camnu Keşmir’de ortaya çıkan gelişmeler sebebiyle Pakistan’ı köşeye sıkıştırmak için Trump yönetiminin Pakistan’a yaptığı mali destekte kesintiye gittiği haberleri, “ABD’den Pakistan’a Keşmir faturası” başlığı altında yer alıyordu.

Benzer haberlerin yüzlercesini sıralamak mümkün. Ancak, ABD’nin gerçek yüzünü bilmek yeterli olmuyor. Buna karşı nelerin yapılabileceği, hangi tedbirlerin alınabileceği üzerinde durulması gerekiyor. Bunun için de öncelikli olarak İslam ülkelerinin öncelikli olarak içerde, adından dünya üzerinde birlik oluşturmaları, bunun için kucaklaşmaları şart. Bu yapılamadığı sürece kötülükleri sıralamak bir işe yaramıyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.