ABD, terör örgütünü korurken aslında kendini koruyor

Öncelikle bölgemizde, geniş planda İslam dünyasında çatışma ve iç çekişmeler söz konusu olduğunda başrollerde ABD’yi görmeyi kanıksadık sanki. İslam düşmanlığındaki görevini yaparken kendisini fazlaca gizlemeye de gerek duymuyor. Bunun için perdenin önüne itekleyecek uşaklar/kuklalar bulmakta da zorlanmıyor. Dünya, ileri itilmiş birtakım maşaları görmekten ve konuşmaktan esas oyuncuyu fazlaca göremiyor. Belki de görmek işine gelmediği için kuklacı ile değil de kuklalarla meşgul oluyor, onlarla mücadele ediliyor.

Bu bakımdan özellikle bölgemizden terör örgütlerinin temizlenmesi, ABD’nin bölgeden uzaklaştırılması ya da kovulması anlamına geliyor. Bu durumu meslektaşım Orhan Uğuroğlu, “PKK, PYD, YPG’yi temizlemek ABD’yi temizlemektir” başlığı ile çok net ve güzel ifade etmiş. Yukarıda da belirttiğim gibi çeşitli yollarla, özellikle de haberleşme araçları kullanılarak dikkatler sürekli olarak kuklalara yöneltiliyor, kuklacılarda istedikleri planı kendilerini ortaya atmadan, fazlaca da bir risk üstlenmeden sürdürüyorlar.



Bu noktada insan, İslam dünyası bu duruma daha ne kadar tahammül edecek, yeter artık deyip ne zaman ayağa kalkacak diye sormadan edemiyor. Çünkü mikrobu tespit etmek yeterli değildir. O mikroba karşı harekete geçmek, onu yok edecek adımları atmak gerekiyor. Haçlı ittifakının işlediği cinayetler ortada. Özellikle Müslüman kanı akıtmaya doymuyor, doymayacağı da açıkça görülüyor. Bu tespiti yapmak, kahrolsun emperyalistler diye bağırarak bu tehlikeye dikkat çekmek elbette görevimiz. Ancak buna karşı birlikte hareket etmediğimiz sürece söylediklerimiz fazlaca bir anlam ifade etmeyecektir. Daha doğrusu, bu gerçeği çok güzel cümlelerle, duyguları kabartacak biçimde dile getirmek önemlidir ama o mikrop imha edilmediği, zararsız hale getirilmediği sürece biz söylemeye devam edeceğiz, sömürgeci Haçlı ittifakı da bildiğini okumaya devam edecektir.

Bu noktada Haçlı-Siyonist ittifakının sadece güçten anlayacağını, insan hakları ve özgürlükler gibi kavramları sadece dünyayı uyutmak için kullandığını bir kez daha vurgulamak istiyorum. Çünkü İslam dünyası ayağa kalkmadığı, kalkamadığı sürece sömürgeci Haçlı-Siyonist ittifakı Müslümanları, Müslüman görünümlü birtakım tiplerle vurmaya devam edecektir. Bundan kurtulmanın yolu İslam Birliği’nden geçiyor. Bu noktada birileri kurulmuş saat gibi Müslümanların birlik oluşturması mümkün değil diye ayağa kalkabilirler. Elbette, böyle bir birliğin sağlanması kolay değildir. Ancak dost olmadığı artık ayan beyan görülmüş olan Haçlıların gönlünü almak, ille de onlarla birlikte olmak için yıllardan beri gösterdiğimiz gayreti Müslümanları birleştirmek için harcamış olsaydık sanıyorum çok büyük neticeler almış olabilirdik. Bu sözümün doğruluğunu göstermek için rahmetli Erbakan Hocam’ın bir yıllık başbakanlığı sırasında D-8’leri oluşturmuş olmasını hatırlatmak yetecektir. Çünkü sömürgecilerin gücü kendilerinden çok birtakım uşak ruhlulardan geliyor. Oluşacak bir İslam Birliği bu kuklaların da gücünü kıracaktır.



Olaya sadece bölgemiz açısından baktığımızda bile bölgemizdeki terör örgütlerinin temizlenmesinin ABD ve yandaşlarının bölgemizden sökülüp atılması anlamına geleceğini görmek yetecektir. Bizler bir yandan Haçlı-Siyonist ittifakının cinayetlerine dikkat çekmeye çalışırken, aynı zamanda bu kan emicilere karşı birleşmiş İslam dünyasının gücünü dikmek gerektiğini hatırlatmaya devam edeceğiz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.