Sahtesinden gerçek müttefik olmaz

ABD ve AB’den gerçek bir müttefik çıkmayacağını yaşadığımız yüzlerce olay gösterdi. Bu olayların sıralamasına girecek değilim. ABD eliyle Afganistan, Irak ve Suriye’de yaşanan olaylar, bazı AB ülkelerinin bölgemizdeki karışıklığın öncüsü ABD’ye verdiği destek, bunun da ötesinde ülkemize yönelik terör eylemleri gerçekleştiren teröristlere kucak açmaları, 50 yılı aşkın bir süreden beri üyelik konusunda ülkemizin kapıda bekletiliyor oluşunu değerlendirmek bile ABD ve AB’nin bırakın gerçek müttefik olmalarını dost ve müttefik görüntüsü vermeleri bile mümkün değildir. Artık ABD ve AB yetkililerinin ne söylediklerinin anlamı kalmadı. Bir yandan PKK’yı terör örgütü olarak ilan edip ardından da Suriye’de değişik adlar altında piyasaya sürdükleri aynı örgüt ile birlikte hareket etmelerinin ardından gerçek müttefik olmalarını istemek ya da beklemek açık bir çelişki olarak görülüyor. Bunun yanında Suriye’de Türkiye’nin istediği güvenli bölgeye önceleri toptan karşı çıkarken, Türkiye ısrarlı bir şekilde bastırınca 15 kilometrelik bir derinlik içine hapsedilmiş güvenli bölge teklifi ile gelinmesi de artık bu ülkelerden gerçek müttefik olarak bahsetmenin anlamının kalmadığını söylemek yanlış olmayacaktır. Ortada bir gerçek müttefik olmadığına göre müttefik görünümünde sahte yandaşlar söz konusudur. Sahtesinden de gerçeği çıkmaz.



Özellikle bölgemizde ve genelde İslam dünyasında yaşananlar hususunda ABD ve AB’nin birlikte hareket ettiğini göre göre hâlâ bu ülkelerden gerçek müttefik olmalarını, daha doğrusu gerçek müttefik gibi hareket etmelerini istemek ve beklemek gerçeğe uymuyor. Bu durum biline biline hâlâ bu sahtekârlardan gerçek müttefik gibi davranmalarını istemek bize zaman kaybettirmek ve yeni aldanmalara zemin hazırlamaktan öte bir sonuç vermiyor, vermeyecek görünüyor.

Adamlar on binlerce kilometre öteden bölgeye geliyor, sınırımızın hemen ötesinde bir takım planlar uyguluyor, bunun da ötesinde komşu ülkeleri bölüp parçalayarak terör örgütlerine alan kazandırmaya çalışıyorlar, ondan sonra da Türkiye’nin sınırımızda terör örgütüne alan kazandırma çalışmalarını engellemek için harekete geçeceğimiz açıklamamız karşısında yüzleri bile kızarmadan, “Türkiye’nin tek taraflı eylemi bölgedeki askerlerimiz ve IŞİD harekâtı için endişe yaratır” şeklinde açıklama yapabiliyorlar. Kaldı ki bölgede IŞİD’e yönelik bir hareket söz konusu değildir. Çünkü aylar öncesinden IŞİD’in Suriye’den atıldığı açıklandı. Böyle olunca sadece ABD’nin Irak ve Suriye’de yığdığı askeri varlığının tehlikeye maruz kalacağı bahanesi ile Türkiye’nin teröristlere yönelik harekâtını engellemeye çalışıyorlar. Sözün özü ABD ve müttefiki bazı AB ülkeleri terör örgütü PKK/YPG’nin gerçek müttefikidirler. Böyle olunca da bunlardan bırakın Türkiye’nin gerçek müttefiki olmalarını beklemeyi müttefik bile olamazlar. Bunun ötesinde bir beklenti içinde hareket etmek hep aleyhimize gelişmelere zemin hazırlıyor.



Diyebiliriz ki, artık ikide bir, “AB’ye tam üyelik hedefimizi koruyoruz” açıklaması yapmanın, bunun için verilen ev ödevlerini en kısa zamanda yerine getireceğimiz sözlerini tekrarlamak kendimizi kandırmak değilse eğer AB’de bir karşılığı olmadığını görmek durumundayız. Kısacası önce onların verdikleri sözleri yerine getirmelerini beklemek durumundayız. Ondan sonra biz ne yapacaksak o istikamette kendi kararımızı kendimizin vermesi gerekiyor. Kaldı ki, demiri ne kadar altın rengine boyarsanız boyayın ondan altın oluşmaz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.