Yeni nesillerin, şair Nurullah Genç’ten öğrenecekleri…

Artık gençler ailelerine daha bağımlı, haklı gerekçeleri olabilir, “İş mi var ki çalışalım” diye.

Fakat evdeki bir işin ucundan tutmayacak kadar sorumluluk almaya yanaşmamakta pek çoğu.

Kırsal kesimde hem çalışıp hem okuyanlar örnek verildiğinde, belki masal gelmekte onlara.

Gittikçe daha vahim hâl alan bir vakıa da, üniversite yıllarında, artan burs geleneği ile yan gelip yatan, lüks içinde yaşayan bir nesil, zorluklarla neredeyse hiç karşılaşmamakta.

Önceki gün bir video izledim. Şair Nurullah Genç hayatının güçlüklerini anlatmakta idi, bence yeni neslin kendisine çeki düzen vermesi için şairin anlattıklarını dinlemesi gerek.

Şair, Horasan’ın Pinaduz köyünde 9 çocuklu bir ailede doğar. “Köyde Okul yok, elektrik yok. Gaz lambaları ile aydınlanırdı evimiz. Okul olmadığı gibi yol da yoktu. Tarlaları çorak, susuzdu arazisi. Engebeli, taşlı. Gidip gelmek son derece zor. Kar yağdığında zaten kapanırdı.”



Köyünden uzakta ilkokul okurken, ayakkabı boyacılığı yapar, ortaokulda bulaşıkçılık yapar. Sonra fırıncılık yapar;

“Yıl 1972-73, ortaokul üçe gidiyorum. Jeneratörle elektrik verildiği için gece lambalar sönüyor. Herkes elektrikten son anına kadar yararlanmayı istiyor ve kahvehaneler tıklım tıklım. 12’den sonra kapkaranlık bir şehir. Gaz lambaları yanıyor, yakılıyor. Fırın karanlığa gömüldüğünden fırının içi de karanlık olduğundan dolayı usta ekmek pişiremiyor. Ekmek pişirebilmesi için bir çırağın el feneriyle fırın kapağının içerisine tutması lazım ki usta ekmekleri pişirebilsin. Çıraksız kalmışlar. Hafta sonu usta bana, ‘Yarın okul yok bize bugün fener tutar mısın?’ dedi. Dört saat fener tuttum 12’den 4’e kadar. 4’te elektrikler geliyor jeneratör yeniden çalışıyor. Gittim uyudum. Ertesi gün çırak gelmeyince bir daha tuttum. Dedim bu ne güzel bir iş. Burada fener tutsam 4’te uyusam, 8’de kalksam okula gitsem, akşam gelsem ödevlerimi yapsam, 12’ye kadar biraz uyusam diye bir kurgu yaptım. Ve ben bir yıl okul bitene kadar gece 12’den 4’e kadar fener tuttum… Un çuvallarının üzerinde uyuyordum, okula gidiyordum. Ortaokul üçüncü sınıf talebesi olarak günde yirmi beş çuval olmak üzere yetmiş beş çuval unu üç günde hamur yaptım ve pişirdim.”



İmam Hatip Lisesi'ne girişi de kolay olmaz; “Parasız yatılıyı kazanmam lazım. Harıl harıl çalışıyordum, kazanamazsam babam karar vermişti, paralı yatılıya verecekti ve ahırındaki 12 tane koyundan 10’unu satıp götürecekti. Herkesin sınav sonuç belgeleri geldi, benimki gelmedi.”

Babası koyunları satar, parayı yatırır fakat sonra anlaşılır, meğer kazanmıştır parasız yatılıyı, parayı iade ederler ama şairin babası ihtiyaçlı çocuklara harcarsınız der, geri almaz.

“İmam Hatip’te boyacılığa başladım. Okul müdürü bana bir köşe ayırdı. Dört yıl orada oturdum, akşamları, ayakkabı boyadım. Öğretmenlerimden birisine verdim 4 yıl o paraları. O sakladı. Yani nasıl bir servet kazanmışım dört yılda biliyor musunuz? Baktım 10 koyun parasından çok fazla. Babama, kardeşlerime, akrabalarıma, amcama, yengeme bir sürü hediyeler aldım.” 10 koyunluk sürüyle köyüne döner şair.

Boya sandığından üniversite yurtlarında da ayrılmayacaktır;

“Boya sandığımı aldım, üniversite yurtlarına götürdüm ve boyacılık yapmaya başladım. Yurt idaresinden izin aldım.” Fakat sağ-sol kavgasında boya sandığını kırarlar.

“Birkaç inşaat buldum. Gittim çivi çektim, iskele kurdum arkadaşlarla bir grup oluşturduk. Tetanos iğnesi olduk, paslı çiviler batardı ellerimize.”

Sonra tekrar fırıncılık fakat erken kapanan yurda dönememe, garda 100 gün geceleyiş, bir bankın üzerinde yatarak yaşam savaşını kazanış.

Şairin isyanı bir de; “Bir tuzak deyimdir. ‘Bir koltukta iki karpuz taşınmaz.' Taşınır kardeşim. Allah insana çok büyük kabiliyetler vermiştir. İşinde başarılı olur. Sanatla da uğraşabilir. Aynı anda başka bir işi de kotarabilir.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.