Yeni Zamana Yeni Bir Bakış

Her dönemin, zamanın dili farklı. Doğanın değişimi gibi zaman da değişiyor sürekli. Yenilenen bir akış. Geçmiş zaman değişimleriyle yaşandı ve geçti. İnsanları da birlikte. İnsan insandır, zaman da zaman.

Zamanı güzelleştiren güzel insanlardır. Âdeta güneşin parlayışı gibi.

İnsanlık için bir mutluluk yüz yılı var. Hiçbir döneme nasip olmayan bir güzellik zamanı Sevgili Efendimizin yaşadığı dünyayı ışıttığı, yol verdiği bir zaman. Kurtuluş ve özgürlük dönemi. O zamanın ve dönemin anlamı farklı. Hiçbir zamana benzemez.

Biz bugünün ve bu zamanın insanıyız. Zamanın büyük akışındaki insan nehri akıp duruyor. Kimi zaman duru ve çağıltılı, kimi zaman bulanık ve baş döndürücü. Duru ve çağıltılı. Zamanın insanı bir başka, diğerinin de daha başka. Birbirinden de farklı.

Bugün, günümüzü bulandıran yabancılıkların giderek insanı kuşattığı, kendine benzettiği bir gerçek. Konuşma dilleri farklı, bakış ve yönelişler farklı.



Zamanın rengini değiştiren de insan.

Her zaman ve dönemin bir tanımı var. Yüzyılların tanımı ve vasfı da buna göre şekillenir. Yoksa zamanın ne katmanları olur ne de belli zamanları. Peygamberlerin yaşadığı her zaman bir dönemdir

Karanlık zamanlar zalim sultanların dönemi. Firavun’lar, Neron’lar, Nemrut’lar, faşistler dönemi gibi.

Adil sultanların dönemi de farklı.

Ya da bilgelerin de. Mevlana, Muhiydin ibn Arabî, Gazzali, Yunus gibi.

Her topluluk kendi meşrebine uygun olanlarını öne çıkarır. Zalim olanlar zalim sultanları ve insanları sahiplenir. Adil sultanlar adil ve merhametli insanların zamanında kendini gösterir.

Zamanın ve dönemlerin karabasanları olur. Hitler’den Franko’ya, Karl Marks’a kadar. Bunlar da yaşanan ve kara birer dönem.

Bugünün kara zalimleri az değil. Dünyayı karabasan ile çekilmez kılan zalim sultanlar var. İnsanın kanı akıyor ve insanlık ölüyor. Bugünün ölümleri dünden farklı. Bugünün insanı da insana kendine göre farklı. Duyguları körelmiş bir insanlıktan söz ediyoruz.



Gençlik duygularından yoksun olunca sevgi, bakış ve anlayışı da değişken.

Aç kalan insanların gözü doymazlığı salt mide ile ilgili değil, nesneler insanlığın büyülü dünyası. Hemen her şeyden daha değerli. İlkesizlik bunlarla ilgili. Hayatın hemen bütün alanlarıyla ilgili bir aşksızlık var.

Bu da bilinç yoksunluğundan kaynaklanıyor. Tarih, medeniyet, din, manevi değerler, yaşama biçimleri, insan ve değer bilinçsizliği.

İnsan; bu yeni zamanda ilgisiz, duyarsız, aşk dilinden yoksun, sevgiden, merhametten, insanî duyarlıklardan mahrum.

İnsanlığa destan olabilecek bir sevgi örneği yok.

Dönemi belirleyen o güzel sevdalar da yaşanmıyor. Bunu yaşatan büyük şairler ve düşünürler. Üstat Sezai Karakoç’tan başka Leyla ile Mecnun destanını yazan bir kimse var mı? İlle somut bir Leyla ile Mecnun mu olmalı? Bu ruh dünyasını yaşatacak bir hâl. Sevgisiz toplumların nasıl böylesine güçlü ve evrensel aşkları olabilir ki?

Zamana ruh veren büyük düşünür ve şairlerdir. Onların ruhlarından, dillerinden yansıyanlar insanlığa örnek olur. İnsanlık da bu güzellik dünyasında kendini bulur.

İnsanlığın ruh dünyasını bulandıranlar kara ruhlulardır. Onlar da eserleriyle insanlığın bulantıları, bulanıklıkları ve körlükleri olurlar.

Biz yüzümüzü güzelliklere çevirelim. Onlardan medet umalım. Güzel insanlarla olalım. Onların güzel sözcüklerinden sadır olanlara erelim.

Dualarımız sevgi içermeli. Aşk ile ya Hû, ya Medet, ya Settar diyerek.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.