Müslümanlar Size Ne Oldu?

Haykırarak sormak istiyorum: Müslümanlar size ne oldu?

Çok sıkıntılı, çok karanlık günlerden sonra Allah size hayli hürriyet, imkân, rahat, fırsat verdi ama siz bunlardan yararlanıp İslam’a Kur’an’a Sünnete Şeriata sarılacağınız yerde, sıcakta tekneden taşıp etrafa yayılan ekmek hamuru gibi yumuşadınız, yere serildiniz, savruldunuz, dağıttınız.

Dinin içi boşaltılıyor, sizin umurunuzda değil.

Tasavvufun içi boşaltılıyor, aldırdığınız yok.

Namaz kılanların oranı yüzde ona, belki altına düştü, alarm zillerini çalan yok. Namazın yitirilmesinin helake ve yıkıma yol açacağını bilmiyor musunuz?

Ümmet, tüketim toplumunun şeytanî dişlileri içinde un ufak oluyor, farkında olan yok.

İslam’ın fuhşiyat dediği azgınlıklar ayyuka çıkmış, kimin umurunda.

Haram rantlara aç köpekler gibi saldıranları engelleyen yok.



Zekâtlar Kur’an’a Sünnete fıkha göre doğru dürüst verilmiyor…

Nice farz-ı ‘aynlar terk edilirken bazılarımız lüks, turistik, ihtişamlı, açık büfeli umrelere gidiyor.

İsraf almış yürümüş.

Zina, riba, bina…

Ümmet birliği, ittihad-ı İslam, iman kardeşliği lafta kalmış.

İmametten, Hilafetten bahseden yok.

Birbirinden kopuk bin hizip ve fırka, kimisi birbiriyle çatışıyor, tepişiyor.

İslam nasihat dinidir, halka ve gençliğe yeterli ve tesirli nasihat edilmiyor.

Son Ramazan’daki açık rezaletleri hepimiz gördük, nehy-i münker yaptık mı?

Bilenlerimiz bilmeyenlere dini öğretiyor mu?

Dünyaya yöneldik, ahireti unuttuk.

Din adına bir sürü holiganlık, militanlık, fanatizm sergileniyor.

Resulullah (Salât ve selam olsun ona) birileri için, ”Onların dinleri para, kıbleleri karıdır” buyurmuş. Onlar kimlerdir?

İslam’ı paraya, ikbale, menfaate alet eden uğursuzları niçin kösteklemiyoruz?

Birileri Şer’î tesettürün canına okudu, onlara dur diyecek yok mu?

Ezanlar okununca niçin camilere gitmiyoruz?

Sabah namazlarında camilere gidip faciayı niçin görmüyoruz? Dindar gençler o mübarek seher vakitlerinde o mübarek mekânlarda niçin boy göstermiyor?



Cuma ezanı okununca niçin dükkânlarımızı, işyerlerimizi, ofislerimizi kapatıp Allah’ı anmaya koşmuyoruz?

Öyle güçsüz hale gelmişiz ki, bir kâfirin kuyuya attığı taşı bin Müslüman çıkartamıyor.

Hürriyet, imkân, fırsat var da, niçin Eton Koleji ayarında mükemmel İslam mektepleri açmıyoruz?

Yıllar boyunca ah Ayasofya, vah Ayasofya diye bağırıp ağladık. Şu anda elimizde fırsat var, o mabedi niçin açtırmıyoruz?

İslamî Kur’anî kriterlere uygun idarede Yeni Zelanda birinci olurken, Türkiye listenin 95’inci sırasında. Niçin arlanıp utanmıyoruz?

Kadın ve kızlarımızın haysiyetlerini, şereflerini, namuslarını, iffetlerini gereği gibi koruyabiliyor muyuz?

Müslümanların ortak bir hizmet planları, programları var mı?

Himayemize aldığımız, burs verdiğimiz, yurtlarda barındırdığımız gençleri; vasıflı, olgun, işe yarar Müslüman olarak yetiştirebiliyor muyuz?

İş, ticaret, sanayi, iktisat, finans hayatına İslam’ın fütüvvet ahlakını hâkim kılmak için neler yapıyoruz?

Yukarıda saydığım iyi şeyleri yapmak, kötü şeyleri engellemek için elimizde yeterli hürriyet, yeterli imkân ve fırsat var ama…

Ey bilen Müslümanlar!.. Ey imkanlı Müslümanlar!.. Ey sorumlular!.. Sizden hesap sorulmayacağını mı sanıyorsunuz?

Cahil bırakılanların vebalinin âlimler üzerinde olduğundan haberimiz yok mu?

İslamî değerlere cep telefonu, otomobil, lüks giyim kuşam kadar önem vermeyenlere alçak Müslüman mı demek gerekir, yüksek Müslüman mı?

Allah bize hürriyet nimeti vermiş, para vermiş, imkân vermiş fırsat vermiş. Bu nimetleri, din yolunda doğru dürüst hizmet için kullanmayanlar, küfran-ı nimet etmiş olur ve sille yer.

Hakkı verilmeyen nimetler zail olur, geri alınır. Bundan haberimiz yok mu?

Ah niçin, birlik ve beraberlik içinde planlı ve programlı şekilde doğru dürüst; İman, İslam, Kur’an, Sünnet, Şeriat, Ümmet hizmetleri yapmıyoruz?

Asıl Cenneti unutmuşuz, dünyayı Cennet yapmaya çalışıyoruz. Ne korkunç bir kuruntudur bu!

Bu fakirin gücü yetişmez, Müslümanları kim uyaracak?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmed Şevket Eygi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.