Akdeniz bize uzak, ABD’ye yakın mı?

Doğu Akdeniz, Kıbrıs Rum Kesimi’nin yaptığı bir takım anlaşmalarla adeta Türkiye’den uzak tutulmaya çalışılıyor. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi bu küstahlığı elbette gücüne güvenerek sergilemiyor. Çünkü bilirler ki akıllarını başlarına getirtmeye 24 saat yetecektir. Bunu geçmişte gördüler. Onlar bu küstahlığı başta ABD ve bazı AB ülkelerinden aldıkları destek sebebiyle sergiliyorlar. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne ABD ve bazı AB ülkelerinin niçin destek verdiği sorusunun iki karşılığı bulunuyor. Birincisi Doğu Akdeniz’de bulunacak doğalgaz ve petrolden pay almak. Bunun için şimdiden bir takım anlaşmalar bile imzalandı. İkincisi de hemen her konuda olduğu gibi Türkiye’ye karşı oluşturulan Haçlı ittifakının bilinen, tabii refleksidir.

Doğu Akdeniz’de sözünü etmeye çalıştığımız tüm bu gelişmelerin hedefi, Akdeniz’deki haklarımızın gasp edilmek istenmesi ve Türkiye’nin buradan uzak tutulmaya çalışılmasıdır. Bu noktada ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Palmer’in yaptığı, “Doğu Akdeniz, ABD’nin bir dizi stratejik çıkarının ve önemli ortaklarının bulunduğu bir bölge” şeklindeki açıklaması Rumların cesareti nereden aldıklarını göstermeye yetecektir. Böyle olmasa Doğu Akdeniz’deki ülkemize ait araştırma gemimiz personeli hakkında tutuklama kararı almaya nasıl cesaret edebileceklerdi.



Özellikle bir hususa vurgu yapmak istiyorum. Sergilenen küstahlığın, çirkinliğin sadece Kıbrıs Rum Kesimi ile sınırlı olmadığı, ABD’nin Doğu Akdeniz’de çıkarları olduğunun ileri sürülmesidir. Bu açıklamayı görünce aklıma başlığa aldığım, “Akdeniz bize uzak, ABD’ye yakın mı?” sorusu geldi. Çünkü Türkiye Akdeniz’den ve buradaki yeraltı zenginliklerden uzak tutulmaya çalışılırken, resmi ağızdan, “ABD’nin Doğu Akdeniz’de stratejik çıkarlar var” deniliyor. Bu açıklama insana, eğer Doğu Akdeniz’de ABD’nin stratejik çıkarları var ise Türkiye’nin tapulu malı olması gerekir cümlesini hatırlatıyor.

Palmer’in açıklamasından kısa bir alıntı yapacak olursak sanıyorum ABD’nin Doğu Akdeniz ile ilgisinin sebebi çok net olarak anlaşılacaktır:

“Biz Doğu Akdeniz’e, yeni hidrokarbon kaynaklarının bulunduğu, enerji kaynakları açısından da giderek önemi artan bir bölge olarak bakıyoruz.”

Palmer bu arada ABD’nin Fransa gibi adada bir üs arayışında olmadığını söylüyor. Ancak, adada bir üsse ihtiyaçları olmadığını da açıklamasında, ülkesinin bölgede 10 savaş gemisi, 130 savaş uçağı ve yaklaşık 9 bin askerinin bulunduğunu belirterek izah ediyor. Bu arada bir yandan da gözdağı veriyor olabilir.



Tüm bu açıklamalar da gösteriyor ki, Türkiye’nin Haçlı ülkelerinden dostluk beklemesinin bir anlamı yoktur, böyle bir beklenti yanılgı ile sonuçlanmaya mahkûmdur. Eğer 10 binlerce kilometre uzaktan gelerek Akdeniz’i bir savaş alanı haline getirmişler ve bunu da stratejik çıkarları ve bunu da Türkiye’yi Doğu Akdeniz’deki yeraltı kaynaklarından uzak tutmak için yaptıklarını söylemekten çekinmiyorlarsa hiç olmazsa bu ülke ile ilişkilerimizin stratejik ortaklık olarak nitelendirmekten vazgeçmek gerekiyor. Çünkü ABD’nin stratejik çıkarları Türkiye ile çatışıyor. ABD için stratejik çıkar olan şeyler Türkiye aleyhine atılacak adımların gerekçesi olarak görülüyor. Kaldı ki, ABD’nin Türkiye aleyhine tutum ve açıklamaları sadece Doğu Akdeniz ile de sınırlı değil. Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi almamızı engellemek için her yola başvuruyorlar, bunun da ötesinde istediğimiz füze sistemini de satmıyorlar. Netice itibariyle ABD’nin dostluğu sadece laftan ibret. Bunlara inanmamak gerekiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.