İslam’a Hakaret Eden Holigan Dönmeler

Türkiye Müslüman bir ülkedir, İslam bizim millî kimliğimizin temel unsurudur. Bu ülkede İslam’a hakaret etmek hürriyet değil, edepsizlik, terbiyesizlik, densizliktir; iç barışı ve sosyal mutabakatı dinamitlemektir.

Ateistmiş, İslam’ı sevmiyormuş, olabilir... Lakin saldırganlık ve açık düşmanlık etmesin.

Bendeniz Hindistan’ın kutsal şehri Benares’te yaşasam, Hinduların mukaddesatına saldırmam, onlarla iyi geçinirim.

Onlar ineklere tapıyor. Ben böyle bir şey yapmam ama sokakta kaldırımın ortasına yatmış geviş getiren ineklerine tekme atmam, aksine okşarım, yiyecek veririm.

Son bir asırlık tarihimizde, dıştan Müslüman görünen, içten Yahudiliğin bir sektine mensup olan bazı agresif DÖNME’ler; İslam’a, Kur’an’a, Şeriata, mukaddesata barbarca, vandalca, yamyamca saldırdılar, çoğunluk olan Müslümanları ezdiler, üzdüler.

Tekin Alp takma adıyla kitaplar yazan Moiz Kohen “Kahrolsun Şeriat!” diye haykırdı.

Bugün de birtakım Dönme yazarlar dinimize, mukaddesatımıza âdice ve rezilce saldırıyor.

Onlar çoğunluğu oluşturan Müslümanların kimliğine, iradesine, temel haklarına karşı çıkıyor.

Anayasaya göre herkes eşit ama onlar “daha eşit”.

Onlar, laiklik bahanesiyle Müslüman çoğunluğun din, inanç, teşkilatlanma, dinî eğitim, dinlerine göre yaşama haklarını ayaklar altına alıyor.

Onlara göre, laiklik olmazsa olmaz şarttır. Lakin temel insan hakları listesinde laiklik diye evrensel bir değer yok. Laiklik ne bir hak, ne de bir vazife.

Onlar, 1923’te bir İslam cumhuriyeti olarak kurulan cumhuriyetimizi bir Dönme cumhuriyeti haline getirmeye çalışıyor.

Evet, 1923 cumhuriyeti bir İslam cumhuriyeti idi.

Büyük Millet Meclisi’nin riyaset kürsüsü üzerinde büyük bir levha halinde Kur’an’ın Şûra ayeti yazılıydı.

Dolmabahçe Sarayı’nda cumhuriyetin bir Halifesi vardı, her hafta resmî merasimle cuma selamlığına çıkıyordu.

Kabinede bir Şeriat İşleri Bakanı vardı.

Mahkemelerde İslam hukuku ile hüküm veriliyordu.

Başta cumhurbaşkanının karısı olmak üzere bütün İslam kadınları tesettürlüydü.

Hafta tatili cuma idi.

Toplu taşıma vasıtalarında, onlara duyulan saygıdan ve onları koruma endişesinden dolayı kadınların yerleri ayrıydı. Medreseler, tekkeler vardı. Ramazanda alenen oruç yiyenler tutuklanıyordu.

Cumhurbaşkanı M. Kemal İzmir seyahatinde Balıkesir’de durmuş, Zağanos Paşa camiinde minbere çıkıp hutbe okumuştu.

Holigan Dönmeler bunları tarihten silmek, uyduruk ve düzmece bir tarih oluşturmak istiyor.

Soruyorum: Japonya’da, o ülkenin millî dini olan Şintoizme düşmanlık edilse ne olur? Japonya içinden yıkılır çöker.

İngiltere’de laiklik yok, o ülke bir din devletidir. Orada darbe yapılsa, başa geçen general Anglikanlığa savaş açsa ne olur. İngiltere İngiltere olmaktan çıkar ve çöker.

Bizim Dönmeler kendi millî Medenî Kanunumuzu attılar, yerine İsviçre Medenî Kanunu’nu getirdiler. Hangi medenî ülkede böyle bir hukuk devrimi yapılmıştır? Türkiye’ye yeni bir Medenî Kanun yapacak kendi hukukçularımız yok muydu?

Japonya, Osmanlıcadan bin kere zor kendi millî yazısını yasaklayıp, yerine Latin alfabesini alsaydı, ne olurdu? Uzakdoğu’nun Türkiye’si olurdu!..

Onlar çok zor yazıları ile bir yığın Nobel kazandılar, biz kolay Latin yazısı ile bir tek ilim Nobel’i alamadık!

Dönmeler Atatürk’ü Koruma Kanunu’nu çıkarttılar. Asıl çıkartılması gereken İslam’ı Koruma Kanunu’dur.

Hürriyetin makul sınırları vardır. Dine saldırma, hakaret etme hürriyeti olamaz.

Holigan, militan, fanatik Dönmeler İslam’a ve çoğunluktaki Müslümanlara saldırmakla Türkiye’nin temellerini yıkıyor, millî kimlik ve kültürümüze ağır darbeler indiriyor.

Ezan-ı Muhammedi’yi yasaklayan zihniyetin torunları, bugün İslam’ı çeşitli reformlar, değişimler, yenilikler, tarihselliklerle içinden yıkmaya çalışıyor.

Onlara fırsat verilirse Türkiye yıkılır.

Hürriyet elbette olsun ama sınırları olsun.

Demokrasi, hürriyet, adalet konusunda İngiltere’yi esas ve örnek almalıyız.

Laik Fransa bize örnek olamaz.

Din inanç ibadet hürriyeti, demokrasinin ve insan haklarının olmazsa olmaz temel şartıdır.

Kemal Paşa’nın ölümünden sonra Derin Dönmeler tarafından fabrike edilmiş Kemalizm ideolojisi (Ona ideoloji bile denilmez ya) Müslüman çoğunluğa empoze edilemez. Bugün hiçbir demokrat ve ileri ülkede resmî ideoloji ucubesi yoktur.
Egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur diyorlar. Bu, lafta kalmasın, uygulansın.

Ayasofya hakkında halk ne diyorsa o yapılsın.

Tek cümleyle: Türkiye Müslümanları, en az İngiliz Müslümanları kadar hür olsun.

Egemen azınlık vesayet sistemi bir daha hortlamamak üzere tarihe gömülsün.

Sistem düzen, İslam’a ve Ümmete düşmanlık etmesin, işbirliği yapsın.

Cumhuriyetin bir Dönmeler muz cumhuriyeti haline getirilmesine imkân ve fırsat verilmesin.

***

Ramazan rahmet ayıdır. Çok iyi güzel şeylerin ayıdır. Müjdeler ayıdır o. Ramazan aynı zamanda bir sınav ayıdır. Allah biz Müslüman kullarını sınıyor. Bize, gücümüzü takatimizi kapasitemizi aşan şeyler teklif edilmemiştir. Beş vakit namazı kılalım, farz oruçları tutalım, zekâtı verelim, olanca gayretimizle vasıflı, güçlü, iyi Müslümanlar olalım, sınavı Allah’ın yardımıyla kazanalım, edebî saadete nail olalım.

***

Allah, sırf kendi rızası için ihlâsla oruç tutan kullarına yardım eder.

***

İhlâsla tutulmayan oruç makbul değildir.

***

İftar yemekleri bizim düşmanımız değildir, onlara saldırmayalım, güzel güzel, tatlı tatlı yiyelim.

***

Eskiden gayr-i müslim vatandaşlarımız Müslümanların Ramazan’ına, orucuna saygı duyar, onları üzecek şeyler yapmazmış. Oruç tutmayan Müslümanlar, tutanları üzmesinler, saygılı olsunlar. İnşaallah onlar da tutsun.

***

Gözlerimi kapadım, şunları gördüm:

Halkın yüzde doksan dokuzu namaz kılıyor.

Herkes oruç tutuyor.

Zekât vermesi gereken herkes zekâtını doğru dürüst veriyor, memlekette fakir ve miskin kalmamış.

Bütün kadınlar tesettürlü.

Hafta tatili cuma.

Alabildiğine sosyal barış... Sosyal mutabakat... Güvenlik... Huzur... Âsâyiş...

Yoğun trafikte bir kedi karşıdan karşıya geçerken bütün vasıtalar durmuş.

Bunları görüp hayran olan nice turist Kelime-i Şehadet getirip Hak Dine giriyor.

Ezilen, zulme uğrayan, huzursuz insanlar Türkiye’ye sığınmak için can atıyor.

Dünya hayran, vicdan sahibi milyarlarca insan hayran.

Yedi veya dokuz sene yukarıda bir nebze anlattığım Altın Çağ yaşanacak.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmed Şevket Eygi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.