Bu nasıl usullülük?

YSK İstanbul seçimini “usulsüzlük” yapıldığı gerekçesi ile iptal etmiş bulunuyor. Seçimlerde bir takım usulsüzlükler yapılmış olabilir!

Yani adil ve güvenilir olması gereken seçimler bu nitelikleri taşımıyor olabilir. Peki, bunun sorumlusu kimdir?

Seçimlerin “adil ve güvenilir” olmasını sağlamak başta iktidar olmak üzere YSK’nın sorumluluğunda değil midir?

Sandık kurullarını muhalefet mi oluşturdu?

Sandık kurullarının oluşumunda şayet bir takım usulsüzlükler yaşanmışsa bunun önüne geçmek YSK’nın görevi değil mi?

Hem usulsüzlüklerden arındırılmış adil ve güvenilir bir seçim yapılmasını sağlamıyorlar hem de işin faturasını başkalarına kesiyorlar.

İşin usulüne uygun yapılmasını temin için attıkları adımlar yani “usullülük” yolunda atılan adımların sağlıklı olduğunu söylemek pek mümkün değil! Bu kararı alanlar aynı zarfta bulunan bir pusulada “usulsüzlük” yapılırken diğer üçünde “usulsüzlük” olmadığı yargısına nasıl vardıklarını mutlaka açıklamak zorundadırlar. Yoksa ömürleri boyunca hep, “Bu nasıl usullülük?” sorusuna muhatap olacaklardır. “O konuda bir şikâyet yoktu” mazereti kimseyi tatmin etmez.

Bir usulsüzlük söz konusu şikâyete ne gerek var! YSK’nın doğrudan müdahil olması gerekmez mi?

İktidar partisi sözcüleri ortaya çıkan tepkileri değerlendirirken “Usulsüzlüklere göz yummadığımız için bizi hedef alıyorlar” diyorlar.

Kimse “usulsüzlüklere göz yumulmadığı” için tepki göstermiyor!

Şu aynı zarftan çıkan bir pusulada usulsüzlük tespit edilirken diğerlerinde aynı usulsüzlük nasıl tespit edilemiyor o merak ediliyor.

Daha açığı büyük şehir pusulasında usulsüzlük olduğu iddia edilirken ilçelere ait pusulaların nasıl usulüne uygun bulunduğu izaha muhtaç kalıyor. Karar açıklanmadan önce medyada sıkça rastladığımız, “Bir işi beceremediniz” söylemi herhalde artık “iyi iş becerdiniz” söylemine dönüşmüş olsa gerek.

Şu anda akl-ı selim sahibi pek çok AKP’li dostumuz alınan bu karardan dolayı partilerinin büyük zarar göreceğini söylüyorlar.

Ortaya çıkan tablo karşısında İstanbul’da seçim kazanmanın hayal haline geldiğini ifade ediyorlar.

İktidar partisinin tabanı böylesine derin kaygılar taşırken tavanda ise verilen karar “demokrasinin zaferi” olarak nitelendiriliyor ve tabanın kaygıları yok sayılıyor. Bu da bize AKP yönetiminin tabandan giderek daha fazla uzaklaştığını gösteriyor.

Tavan her şeyi milletle ile beraber yaptığını iddia ediyor ama taban bu yapılanlardan hiç hoşnut kalmıyor.

Ve izlenen bu politikaya tepki olarak hayatlarında ilk defa CHP adayına oy vereceklerini açıklayanların sayısı hızla artıyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zeki Ceyhan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.