İftira / İntihal

İftira, ahlâksız insanların, Allah celle celalühe iftiradan başlayarak, peygamberlerinden insanlara kadar fütursuzca söyledikleri yalandır.

Kur’an-ı Kerim’de “İftera alellahi’l-kezib” (Allah’a yalan uydurdular) diye haber verirken, kâfirlerin, kendi söylediklerine güç katmak için “Allah böyle diyor veya yapıyor” diyerek yalan uydurduklarını Rabbimiz haber verir.

Son elçi Hazreti Muhammed sallallahü aleyhi ve sellem, adına  da söz uyduranların cehennemde kendilerine yer hazırladıklarını Sevgili Peygamberimiz haber verir.

Değerli hocalarımız işin hassasiyetini bildiklerinden uydurma sözleri, hadis diye anlatmaz ve yazmazlar ama aynı hassasiyeti diğer peygamberlerde göstermediklerini dinliyorum.

Genellikle, Nuh, İbrahim, Süleyman, Yusuf, Lokman aleyhisselamlar adına uydurulmuş söz ve hikâyeleri vaazlarında anlattıklarını duyuyorum.

Geçmiş peygamberler hakkında sağlam bilgi kaynağı, Kur’an-ı Kerim ve sıhhati sağlam, manası açık hadisler ve yine sahabeden nakledilen sahih rivayetlerdir.

Günümüzde bile günün olaylarına açıklık getirmek için bazı kabiliyetli edepsizler kendi sözlerini veya uydurduğu hikâyeyi, ayette veya hadiste geçer diyerek yazıveriyor.

Bunun hesabını ahirette muhakkak sorarlar.

Doktora tezlerinde en kısa bir cümleyi birinden almışsanız, onun kaynağını yazmak zorundasınız.

Bu prensip bundan tam 1400 yıl önce Peygamberimizin eğitiminden geçen sahabe ve sahabe eğitiminden geçen tabiin döneminde bu usul kabul görmüş ve Peygamberimizden bir hadisi, sahabe sözünü naklederken kimin söylediğini kimden dinlediğini, nerede dinlediğini veya kimin kitabından aldığını bildirmişler.

Sahih hadis kitaplarının herhangi birine veya rivayet tefsiri kabul edilen Taberi Tefsiri gibi ilk dönem tefsirlerine bir bakıversinler.

Söz nakliyecileri, iki kelimelik bir cümle bile olsa, “Ben bunu filandan dinledim” diye kaynak kişiyi belirtmişler.

Profesörün birine kızan bir diğer profesör, “Onun tezi intihal” diyerek yıpratmaya gidiyor.

İntihali yapan söz hırsızlığı yapmıştır.

İntihal yapmadığı halde, “Yaptı” diyen de iftiracı olmuştur.

Yani iftira, kişinin söylemediğini yapmadığını o kişiye yüklemek olduğu gibi, intihal de kişinin yaptığı veya söylediğine kendi malı imiş muamelesi yapmak var.

İkisi de yalandır, haramdır.

Kitabında, konuşmasında, makalesinde, “Konfüçyüs der ki” diye başlar ve kendi sözünü söyler veya yazarken yalan söylediği gibi, ayet veya hadisin anlamını yazar ama tırnak içine almaz, ayet veya hadis olduğunu söylemez.

Birinde iftira yalanı öbüründe gerçeği gizleme suçu işlenmektedir.

Ben, bu durumu dostum olan bir profesöre kitabı göstererek sordum, “Bu ünlü profesör neden böyle yapar?” dedim.

Cevap, “O, sahasının en iyisi. O, en zenginlerin genel müdürlerine, bakanlıkların daire başkanlarına seminerler verir ve çok yüksek paralar alır” demişti.

İki bin yıl öncesinde yaşamış Yunan veya Hindu düşünürlerden alıntı yapar veya kendi sözünü onlardan birindenmiş gibi verirse aydın kabul edilir.

Bütün bu düşünürleri yaratandan veya O’nun elçisinden alıntı yaparsa gerici damgası yiyeceğini ve bir daha çağrılmayacağını bildiğinden para ağacını kendi eliyle kesmemek için yapar anlamında açıklama getirmişti.

Sahasında iyi bir uzman olan doktor, hastasını muayene ettikten sonra ilaçlarını yazar ve namaz da kılan bu hastasına günde yüz defa ….. kelimesini söylemesini ister.

Komşu kadın durumu bana sordu. “Bu kelime ne anlama gelir” dedi, ben bilemediğimden gittim doktora sordum. O da, “Ben de bilmem. O anda aklıma gelen uyduruk bir kelimedir” dedi.

“O kelimeyi uyduracağına, ‘Yüz kere Allah de’ desen daha iyi olmaz mı?” dediğimde, “Olur ama benim aydın bir doktorluğum anında gericiliğe dönüşür” demişti.

Kişide Allah korkusu kalkınca binlerce canlı-cansız varlıktan korkma başlar.

Değerli bir arkadaşımla, nezaketin, asaletin, hikmetin  canlı halinde gezen, gezerken, havadan, sudan, gün ışığından, gece karanlığından süzdüklerini ayet, hadis kriterlerinden de geçirdikten sonra, dost meclislerinde bal damlası tadında kelimelere yüklediği derin manalarla, gözümüzü ve gönlümüzü aydınlatan bir dostumuzu konuştuk.

Kendi eliyle yazdığı en kısa bir cümlesi yok.

Onu dinleyip şiir yazanlar, hikâye, roman, masal, yazıp yayınlayanlardan bir tanesi, herhangi bir makale veya kitabında, “Filandan dinledim” diye bir şey yazılmış mı diye sordum, “Yok” dedi.

Bu da doğru değil. Ama üzülmeyin.

Bir kabilenin, köyün, şehrin  Müslüman olmasına sebep olanların, çölde kuyu kazanların, köye uzak yerden su getirenlerin, adı yazılmasa da, onların amel defterine melekler sevap yazmaya devam ederler.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.