Öfke patlamasının sonu nereye varacak?

Başlıktan da anlaşılacağı gibi toplumda bir öfke patlaması yaşandığına dikkat çekmek istiyorum. Aslında insanlara hakim olan gerginliğe birkaç günlük olaylara dayanarak dikkat çekiyor değilim. Uzunca zamandan beri hayatın her alanında insanların patlamaya hazır bombalara döndüğünü görmemek mümkün değil. Söz gelimi trafikte işinize giderken ya da dönerken uyarı mahiyetinde çalınan kornalar bile çalan kişinin ruh halinin gerginliğini göstermeye yetiyor. Bunun da ötesinde diyelim ki, arkadan gelen bir sürücü yol istedi, yol müsait olmadığı için birkaç saniye verememiş iseniz arkadan geleni çileden çıkarmaya yetiyor. İlk fırsatta arabayı önünüze kırarak firene basması ile sizi cezalandırmaya çalıştığını görmeniz mümkün. Bunun ötesinde söz gelimi yanınızdan ya da önünüzden giden bir sürücünün yanlış bir hareketini hatırlatmak için kornaya öylesine basılıyor ki, o kornanın bir uyarıdan çok karşınızdakine hakaret anlamına geldiğini anlamamak mümkün değil. Kısacası kızgın ve öfkeli bir toplum olduk. Böyle olunca da işinize giderken gelirken ya da işyerinizde günü kavgasız gürültüsüz atlatmış iseniz kendinizi şanslı sayabilirsiniz.

Özellikle gençlerin bazıları trafikte daha gergin bir görüntü veriyorlar. En ufak bir yanlış hareket karşısında adeta öfke patlaması yaşıyorlar. Bunları söylerken maksadımın gençleri suçlamak olmadığını özellikle belirtmek istiyorum. Bunun yanında toplumda genellikle kızgınlık ve öfkenin hakim hale gelmesinin sebeplerinin de olduğunu biliyorum. Bu köşede daha öncede dikkat çekmiştim. Okuyucularıma en son ne zaman karşınızdakinden özür dilediniz, ne zaman teşekkür ettiniz bir düşünün demiştim. Bunu da laf olsun diye değil,  geçmişte insanların bugüne göre birbirlerine teşekkür etmeleri, özür dilemeleri çok daha yaygındı. Sanki toplumda eskiye oranla imkanlar arttıkça kibarlığın yerini öfke ve kızgınlık alıyor, insanların birbirlerine tahammülü azalıyor. Böyle olunca da bu durum giderek yaygınlık kazanıyor. Öfke ve kızgınlığın yaygınlık kazanması sadece tanımadığımız insanlara karşı değil, tanıdıklarımıza eş ve çocuklarımıza tahammülünde zayıfladığını görüyoruz.

Bu söylediklerim bilinmeyen hususlar değil elbette. Uzmanlar her fırsatta sorunları kavga ederek, bağırarak çözmek yerine sorun çözme becerilerimizi artırmayı, özür dilemeyi, kibar olmayı öğrenmeyi öneriyorlar. Ancak, güne öfke patlaması ile başlayan bir insandan kibar olmayı, özellikle de bir özür dilemekle meseleyi çözmek karşısındakinin de kendinin de gününü zehir etmesinin manasızlığını bilmeyen olduğunu sanmıyorum. Ancak, kibarlık sadece bir iki kişi ile sınırlı kalarak toplumda hakim olmaz. Kibarlık bir diğer ifadeyle nezaket, bunun da ötesinde haklılığını sesini yükselterek, karşısındakinin söylediğini insanların duymasını engelleyerek ispatlayacağını düşünenlerin çoğunlukta olduğu bir ülkede sanıyorum ümitsiz bir isteğin peşinde gidiyorum ama toplusal huzur ve kişisel mutluluğunda kibarlıktan geçtiğini düşünüyorum. Ancak, günümüzde maddeyi put edinmiş kalabalıklar tarafından kibarlığında kendi çıkarlarına kullanıldığını görmek şaşırtmaz. Kısacası, hayatı yaşanır, ilişkileri birer zenginlik haline getirmenin yolunun kızgınlık ve öfke yerine sükuneti hakim kılmaktan ve özür dilemeyi öğrenmekten, kibar olmaktan geçtiğinin bilinmeyen bir yanı yok ama toplumda insanlar gederek daha da sertleşiyor.

Söylediklerimin bir sihirle değnek ile birden bire hayata geçirilemeyeceğini biliyorum. Ancak, toplumlar için idareciler bir örnek oluşturur. Bu bakımdan idareciler muhataplarını ayrıştırıcı, değersizleştirici bir üslup sergiler, her fırsatta bağırmayı, azarlamayı idarecilik olarak algılamayı sürdürdükleri sürece bu toplumsal kırılmanın gederek daha da ağırlaşacağını söylemek yanlış olmayacaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.