Çürüyen Din Mi, İnsan Mı?

Toplumsal değişimler, siyasal gerilimler ve küresel dalgalarda en çok tartışılan konu “din”dir. Müslüman bir toplumda dinin tartışma konusu yapılması, bunun üzerinden saldırılarda bulunulması, saldırılar karşısında savunmaya geçilmesi tamamen psikolojik bir durum. Bunun bir savaşa dönüştürülmesi gerilimleri hem tırmandırıyor hem de öfkelerin artmasına neden oluyor. Kendinde manevî bir güç görmeyen, fiziki saldırganlığı tercih eder. Manevi güç insanın yaşama tarzı, bilinci ve iradî duruşudur. İnsanı güçlü kılan, donanımlı ve kuşatıcı bakışıdır.

Din denilince Allah’ın sunduğu Kur’an, onu insanlığa ileten Peygamber ve onu yaşayan insanın kendisi. Yani Müslüman. İnsan, yaratılan bir varlık. Hazreti Adem’den, ilk yaratılıştan itibaren, insan çatışma hâlindedir. Peygamber çocukları olmalarına karşın Habil ile Kabil çatışmaları insan olmalarından kaynaklı.

İki insanın kimi zaafları ve yönelimleri karşı karşıya getiriyor. İnsanlık tarihi boyunca, bu, böyle süregelmiş, süregidecek. İnsanlığın değişmeyen durumudur. Peygamberlerin getirdikleriyle yetinmeyenler kendilerine göre yollar tutturan ve bunların birer gerçek olduğu sanısında olanlardır.

Günümüzde; İslâm’ı temsil iddiasında olanlar üzerinden en çok tartışma konusu olan “din”. Batılıların Rönesans sonrasında dini hayat dışı bırakan anlayış, Müslüman toplumlarda da bir dalga hâline dönüşmüş. Üç yüzyıldır, yüzünü Batı’ya çevirmiş ve Batı ruhunu özümsemiş olanların Müslümanlar için dinin devre dışı bırakılması çabası sürmektedir. Bu dalgadan hem kapılanlar hem de etkilenenler aynı amaca hizmet etmektedirler. Dinin zaafta olduğu iddiası, insanların zaafından kaynaklı olmasından en çok memnun olan dini hedef alanlardır. Onlar bu durumdan memnundurlar.

Dinin ana kaynakları ve merkezi bellidir. Hiçbir zaman, boşluğu ve eksiği olmayan bir Kitap’ları var. Tektir, farklı bir nüshası, benzeri de yoktur. Metafiziği hayat dışı bırakmak isteyen, insanı Tanrı yerine koyan, akıl ve bilim ile bunun üstünü örtmeye çalışanlar hemen hemen aynıdır. Din’in tartışma konusu yapılması, bunun üzerinde saldırıda bulunması asla dine bir zarar vermez. Gerek saldırganlar ve gerekse savunanlar aynı mantığın içinde bulunduklarından “din” merkezli bir bakış içinde oluyorlar. Temel sorun, saldırganlar karşısında, din’i temsil konumunda bulunanların zaafları, arzuları, istekleri, bitmek tükenmek bilmeyen hırsları. Bu bağlamda kişiler tartışma konusu olması gerekirken daha çok “din” merkeze alınıyor.
Irkî bakışlar, mezhep çatışmaları, kimi cemaatlerin tarzları veya anlayışları da tartışmalara neden. Oysa bunları temsil edenler de insanlar.

“Din elden gidiyor”, “din zarar görüyor”, “din bozuluyor”, “dinin dönemi kapandı” gibi ifadeler yanlış mantıkların sonucu. Giden, bozulan, zarar gören, dönemi kapanan din değil, insandır. Kendi değerlerinden kopandır. Kendi zaaflarını yenemeyenler, denetim altına alamayanlar, sorunu kendilerinde değil de dinde ve ona bağlı durumlarda buluyorlar. Bu, işin kolayına kaçmadır. Bir toplumun, kitlenin bir önderi öldüğünde o kişinin kendisinden çok çevresinde yaşananlardan yola çıkılarak, önce kişi, sonra da din hedef hâline getirilir.

Bu gibi durumları gündeme getirenler daha çok öfkeli dil ve tutumlarından kaynaklanan saldırganlıklarıdır. Saldırganlığı, öfkeyi ve şiddeti bir dil ve üslup olarak görenler, düşünce güçsüzlüklerinin ve yetersizliklerinin sonucu bu tutumu benimsiyorlar. Giden kendileri olduğu hâlde sanki din gidiyormuş gibi bir panik havası oluşturuyorlar. Bu zaaf, karşı tarafı daha saldırgan ve güçlü hâle getiriyor. Manevî güç elbette dindir. Ancak bunu hakkıyla temsil eden Müslüman insan söz sahibidir. Onun çok fazla bir şey yapmasına gerek yok. Varlığı bile yeter bir nedendir.

İnsandan kalıcı olan eseridir. Manevî değerlerle yoğrulu olan eseri, hâli ve kendisi. Müslüman İslâm’ı hakkıyla temsil etmedikçe din üzerinde tartışmaya hakkı yoktur. Önce kendisinden başlamalı, sonra düşünmeli ve konuşmalı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.