Enflasyonla Büyünür Mü?

Merakla beklenen Mayıs ayı enflasyonu, adeta bir “şapkadan tavşan çıkarma”ya sahne oldu. TÜİK’in açıkladığı yıllık yüzde 73,5 rakamına, vatandaş olarak çarşıda, pazarda, markette, akaryakıt istasyonunda, velhasıl-ı kelam hayatın her sahasında ve anında anbean yaşadığımız enflasyon bile şaşmıştır muhakkak. Mayıs ayında sadece benzin fiyatları bile yüzde 23 artmışken, TÜİK’in aylık enflasyon rakamının yüzde 2,98 olması herhalde “gözlerdeki ışıltıyla” falan açıklanabilir.

TÜİK’in verilerine göre Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi’nin (Yİ-ÜFE) aylık yüzde 8,76, yıllık da yüzde 132,16 olmuş durumda. Üretici fiyatlarıyla tüketici fiyatları arasındaki makas 60puan iken, önümüzdeki aylarda enflasyonun düşeceğini beklemek iyimserlik sayılamaz herhalde.

Bu arada akademisyenlerin oluşturduğu ENAG’ın hesapladığı enflasyon rakamının yüzde 160,76 olduğunu hatırlatmak gerek. TÜİK’in ve ENAG’ın rakamlarından hangisinin vatandaşın maruz kaldığı enflasyonu daha iyi yansıttığının cevabını en iyi bu sıkıntıyı yaşayanlar, yani halk verecektir herhalde. TÜİK veririne göre bile yüzde 91,63 olan gıda enflasyonu, halkın yanlış ekonomi politikalarının faturasını ödemek zorunda bırakıldığının göstergesi değil midir?

Enflasyonun geldiği noktayı en iyi anlatan argüman; tüketici enflasyonunun, kamuoyunu ikna etmekte zorlanan TÜİK verilerine göre bile son 24 yılın zirvesine çıkmasıdır. Benzer durum ÜFE’de de geçerlidir ve o da son 27 yılın zirvesini görmüştür. “Ilımlı” rakamlara göre bile bu rekorlar kırılıyorsa, gerçeğe yakınsayan rakamlar söz konusu olsa belki de Cumhuriyet tarihinin en yüksek enflasyon rakamlarının görüleceği de ortadadır.

Geçen yıl Mayıs ayında yüzde 16,59 olan enflasyon, bir yıl sonra yüzde 73,5’e gelmişken, Hazine ve Maliye Bakanı’nın “evlere şenlik” açıklamasına ne demeli? Sözümona yeni ekonomi modeliyle, sene başından itibaren işleri yola koyduklarını iddia eden ekonomi yönetimi, bir zahmet enflasyondaki sert artışı da bir açıklasa keşke. Enflasyon, Aralık’ta yüzde 36,08 iken, Ocak’ta yüzde 48,69’a, Şubat’ta yüzde 54,44’e, Mart’ta yüzde 61,14’e, Nisan’da yüzde 69,97’ye ve Mayıs’ta da yüzde 73,50’ye çıktı. Enflasyondaki sürekli ve hızlı artış mı “çalkantıyı kontrol altına almak” acaba?

Hazine ve Maliye Bakanı, enflasyon rakamlarına ilişkin açıklamasında, “Bugün açıklanan enflasyon rakamları, enflasyon artışının hız kesmiş olduğunu ortaya koyuyor” derken, sene başından beri yükselen grafiği görmemekte neden ısrar ediyor? Son 24 yılın zirvesine, üstelik “ılımlı” rakamlarla çıkan enflasyon için “hız kestiğini” söylemek, ekonomi yönetiminin iktisadi gerçekliklerden ne kadar da haberdar olduğunu mu gösteriyor yoksa?

Hazine ve Maliye Bakanı’nın bir diğer açıklaması ise siyasi iktidarın politika tercihleri konusunda hayli açıklayıcı nitelikte… Bakan diyor ki; “Enflasyonu düşürmek için çok sert tedbirler alabilirdik. Yüksek faiz artışı yapardık. O zaman üretim dururdu. Biz bir yol ayrımına gittik. Enflasyonla birlikte büyümeyi tercih ettik. Bu sistemden dar gelirliler hariç üretici firmalar, ihracatçılar kâr ediyorlar.” Yani sorunu çözmek yerine her zaman yaptıkları gibi pansuman tedbire (ki buna tedbir denemez) yöneldiklerini itiraf ediyor yani.
İşin ilginci bu politika tercihinin mağduru olan kitle, yani dar gelirlilerden sanki azınlık, çok küçük bir grup gibi bahsediyor. Halbuki “dar gelirliler” dediği kitle büyük bir çoğunluğu teşkil ediyor. Küçük bir azınlığın menfaatini, büyük bir çoğunluğununkine tercih ettiklerini gururla ve sanki ortada büyük bir başarı varmışçasına açıklıyor Bakan bey.

Oysa Türkiye, zaten bu yanlış politika tercihinin ceremesini çekmektedir son yıllarda. Ekonominin büyümesinin cari açık ve enflasyon pahasına sürdürülmesi, bu sorunları çözmek yerine günlük büyüme uğruna daha da şişirilmesi nedeniyle ekonomi cari açık ve enflasyon kıskacından kurtulamamaktadır. Enflasyon pahasına büyüme, son tahlilde gelirlerde bir büyüme değil erimeyi üretiyor. Gelir dağılımı daha da bozuluyor, yatırımlar azalırken işsizlik daha da artıyor.

Bir siyasi iktidar açıkça vatandaşın zararına olacak bir tercihte bulunduğunu hem de gururla söylüyorsa, ortada bir ekonomi yönetimi ve iktisadi aklın olduğunu söylemek mümkün olabilir mi acaba?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.