Fâtih’in Fetihnâmesi

“Fetihnâme”: Müslüman devlet başkanlarının bir yerin fethinden sonra Rabbine hamd ederek sevincini dost devlet başkanlarıyla paylaşmak, düşman devlet başkanlarının yüreğine korku salmak için yazdığı mektuba denir.

Tercümesini sunduğumuz bu metin, Fatih Sultan Mehmet’in, Mısır azizi Esbal (İnal) Şah’a yazdığı fetihnâmedir. Mektubu tercüme etmekteki gayem, tarihi bir vesikayı yayınlamaktan ziyade, Müslüman mektup yazarken, makale yazarken, konferans verirken “Sezar’ın yaptığı, Çiçero’nun dediği, Aristo’nun söylediği, Konfüçyüs’ün buyurduğu gibi” cümleler kullanmak yerine Allah’ın (c.c.) dediği, Peygamber Efendimizin yaptığı, Ali’nin (r.a.) vurduğu gibi cümleler aktararak konuşmaya veya makale yazmaya örnek olması içindir.

İyi bir ailede yetişen Müslüman, domuzu görünce nasıl ikrah ediyorsa, Müslüman’ın dışındaki saldırgan, katil, sömürücü, işgalci kâfirleri görünce daha fazla ikrah etmesi gerekir.
Çünkü Rabbimiz imanla gönlümüzü süslemiş, küfrü, fasıklığı ve isyanı kerih göstermiştir.
(Hucurat Sûresi 8)

Fatih Sultan Mehmet Konstantiniyye halkından, tekfurlarından ve papazlarından bahsederken, “pis, alçak, mel’un, inat” kelimelerini öylesine kullanmış ki, sanki onları görünce içi dışına çıkacakmış gibi geliyor.
Ve İstanbul’u onlardan temizlediği için Allah’a hamd ediyor. Günümüzde kendisine gelen emirnameyi “Filanca kâfir bana mektup göndermiş” diye hava atanların balonlarına iğne olur ümidi ile tercüme olundu.

Fetihname’nin metni:
“Allah yolunda cihad yapmak,
“Ayıplayanların ayıplamasından korkmamak (Maide Sûresi, ayet 54) şanlı ecdadımızın güzel âdetlerinden idi. Biz de o âdet üzere yürüyor ve o gayelerle Allah’ın (c.c.)
“Allah’a ve ahirete iman etmeyenlerle harp ediniz” (Tevbe 29) sözüne sarılarak, Peygamber’in (s.a.v.),
“Kimin ayağı Allah yolunda tozlanırsa Allah o kişiyi cehenneme haram kılar” (Buhari, Cuma 18, Cihad 16, Tirmizi Fezail 17, Nesai Cihad 9, Müsned-i Ahmet 3/267, 478, 5/225, 226, 6/444) hadisine tutunarak devam ediyoruz.

Bizim bu yılki arzumuz: Allah’ın (c.c.) ipi olan Kur’an’a sarılarak, her şeyi bilen Melik’in fazlü keremine tutunarak, “Sizin yakınınızda olan kâfirlerle harp edin” (Tevbe Sûresi, ayet 123) emri üzerinde toplanarak İslam’da farz olan gaza (harp) görevini yerine getirmektir. (Allah bu yılın tamamında bereket ve nimetlerini bol eylesin)

İslam memleketlerinin ortasında kalan, kâfirliğiyle öğünen, içi küfür ve fitne fücurla dolu olan şehri fethetmek için karadan ve denizden mücahitlerle gazi askerlerimizi donattık.
İslam dünyasının ortasındaki bu küfür merkezi,

(Şiir): “Sanki sevgilinin gül yanağındaki çıban gibiydi. Sanki o, dolunayın ortasındaki kara leke gibiydi.”
Bu şehir ulaşılması zor, zafer takları yüksek, binaları sağlam, içi müşrik savaşçılarla doluydu. (Allah hepsini yardımsız bıraksın) İman ehline karşı kibirleniyor, Rodos, Venedik, Katalan, Ceneviz gibi batıdaki adalardan ve diğer müşrik ve korsanlardan yardım alıyorlardı.
Art arda dizilmiş düzenli kaleler, surlar ve burçlarla korunmuş bir şehir.
Yüce ecdadımız, Allah yolunda hakkıyla cihat etmelerine rağmen zafere ulaşamadılar ve bir şey elde edemediler.

Burası bütün dünya dillerinde Konstantiniyye diye meşhur olan büyük bir kaledir.
Peygamber’in (s.a.v.) sahih hadislerinde bahsettiği şehrin burası olması uzak değildir.
Peygamber (s.a.v.) buyurmuştur:
“Onlar Kostantiniyye’yi fethederler. Kılıçlarını zeytin dallarına asarlar da ganimetleri taksim ederler.” (Müslim, Sahih, K. Fiten, Babü fethi Kostantiniyye, İbni Hıbban, Sahih, K. Tarih, Bab 9, Hadis no: 6813)

Bu hadis ve diğer meşhur hadislerin bahsettiği bir tarafı kara, bir tarafı deniz olan şehirdir.
Biz, Allah’ın (c.c.),
“Onlar için gücünüz yettiğince hazırlık yapın”
(K.Kerim, Enfal 60) emrine uygun olarak yapılması gereken bütün hazırlığı mancınık, top, gülle, taş, berk ve ra’d gibi tüm silahları kara tarafından hazırladık.
Denizde dağlar gibi görünen içi dolu gemileri deniz tarafından hazırladık ve 857 (1453) yılı görünen Rabiulevvel ayının yirmi altısında hücum ettik.
Şiir: “Kendime dedim: “Çalış. Bu an çalışma anıdır.
Gayret et ve bana yardım et. İşte bütün arzu ettiğim budur.”
O kâfirler, Allah’ın hak dinine her çağrılışta küfürlerinde ısrar ettiler, kibirlendiler ve kâfirlerden oldular.
Onları çepeçevre kuşattık. Karşılıklı harb ettik, öldürdük, öldürdüler. Aramızdaki harp elli dört gün gece ve gündüz sürdü.

Şiir: “Allah’ın yardımı ve fethi geldiğinde,
(K. Kerim Nasr Sûresi, ayet 1)
Kişiye işlerin en zoru da en ateşlisi de kolay gelir.”
Yirmi Cemaziyel evvel (Cumadel ula)’in Salı günü, yıldızların şeytanların üzerine saldırdığı gibi Kostantiniyye üzerine hücum ettik.
Sıddık Ebubekir’in hikmeti, Faruk Ömer’in adaletinin bereketi, Haydar Ali’nin vuruşu gibi bir vuruşla Allah, Kostantiniyye’yi Osman oğullarının emrine verdi.
Güneş doğudan doğmadan Allah fethi bize lütfetti.
“Yakında o topluluk bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklar. (Kamer Sûresi, ayet 45)
İlk önce başı kesilip öldürülen, onların inad ve lanetli tekfurudur.
Ad ve Semud kavmi gibi helak edildiler.
Azab melekleri onları aldı ve cehenneme doldurdu. Orası ne kötü bir yerdir.
Öldürülenler öldürüldü, geri kalanlar esir edildi. Hazinelerine el konuldu.
Altınları ve defineleri yerlerinden çıkarıldı.
“Onlara öyle bir zaman geldi ki sanki daha önce hiçbir şey değillermiş gibi oldular”
(İnsan Sûresi, ayet 1)
“Zulmeden toplumların sonu kesildi. Alemlerin Rabbine hamdolsun” (En’am Sûresi, ayet 45)
“O gün müminler Allah’ın yardımı ve zaferiyle sevinirler. Allah dilediğine yardım eder.”
(K.Kerim Rum Sûresi, ayet 4-5)
Maddi ve manevi pislikler içinde olanlara karşı zaferi elde edince, kiliseleri papazlardan temizledik.
Oralardan çanı da, haçı da çıkarıp attık.
Puta tapanların tapınaklarını ehli İslam’ın mescidleri yaptık.
Buralar padişahın sikkesi, İslam’ın hutbesiyle şereflendiler.
“Hak meydana çıktı ve onların yaptıkları boşa gitti.” (A’raf Sûresi, ayet 118)
Daha sonra Kostantiniyye’nin Kuzeyinde, Haliç’in kenarında Cenevizlilere ait bir kale vardı. Bu kaleye “Galata” denirdi. Kostantiniyye’ye bitişikti ve içi alçak müşriklerle doluydu.
Biz Kostantiniyye’yi kuşatınca Galata ahalisi bize geldiler. Antlaşma yaptılar. Antlaşmalarını yenilediler. Biz de onlara, Konstantiniyye’ye yardım etmemek şartıyla oldukları gibi kalmalarını söyledik. Şartlarımızı kabul ettiler. Emrimize itaat ettiler.

“Allah (c.c.) bu kulunda, saltanat koltuğunun kanununu düzenlemek, ülkeyi korumak ve gözümüz nuru şeriatın farz kıldığı cihadı ihya gibi iki büyük mutluluğu toplayınca bu kul saltanat ahkamının icrasıyla mübarek kıldığı mukaddes topraklara doğru yüceliklerin iftihar ettiği güzellikler hazinesi Emir Celaleddin Kabuni’yi hediye, esirler, köleler, kumaşlar ve diğerleriyle selam, dua ve sena dolu mektupla gönderdi. (Allah onun dönüşüyle bizi rızıklandırsın) Bir başka mektupla bunlar etraflıca açıklandı.
Hediyelerimiz bizim üzerimize düşene oranla, denize oranla damla gibi kalırsa da, hüsnükabul göreceği umulur.

Allah, hilafet makamını öpmekle ve saltanatın güzel haberleriyle şereflenmeyi size kolaylaştırırsa (Allah o hilafeti adaletle ve zaferle gücünü artırsın.)
Temiz zatınızı sıhhat, selamet ve güzelliklerle mutlu bir şekilde karşılanacağınız umulur ve temenni olunur.
Allah zatınızın devletini, dini ve dünyevi yönden devamlı eylesin. Biz de sizin yüce makamınızı görmek, güzel meclisinizde bulunmaktan şeref duyarız.
O güzel yerlerin güzel dualarını bekleriz. Duaları Nebiyyi müctebanın bereketiyle kabul eden Allah’tır.
Selamların en güzeli ona olsun. Nimetleri için Allah’a hamd olsun, salat, Muhammed’e (s.a.v.) ve âline olsun. Her şeyin doğrusunu bilen Allah’tır ve dönüş O’nadır.”
Not: İlk defa Mayıs 1991’de Yörünge dergisinde yayınlanmıştı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.