Yerliler ve Yabancılar

Özel bir üniversitenin yanında konuşlanmış büyük bir kafeteryanın yanından geçerken gördüğüm manzara üzüntü vericiydi.
Tıklım tıklım dolu kafede, karınca gibi kalabalık gençler.
Her masada 5-6 kişi hararetle konuşmaktalar.
Havanda su dövmekteler.

Muhtemelen o saatte derste olmaları gerekirken çok önemli bir iş gibi konuşmayı seçmişler.
Akşam izlediğim videoda, genç bir kız, muhtemelen aynı yaştaki Afgan gence yıldırımlar yağdırmaktaydı.
Zira “Yabancılar tehlikelidir, hakkımızı yemekteler, defolup gitmeliler” propagandası meyvelerini vermişti.
“Bayramda Sultanahmet Meydanı’nda bile eğlendiler” fotoğrafları paylaşılmıştı.
Ki Akdeniz ülkelerinden görüntülerdi, o fotoğrafların çoğu.
Koca koca yazarlar, Arapça ilanlara öfkelerini kusmuşlardı.

Yıllarca bu ülkede İngilizce ilanlara ses çıkarmayan, iş yerlerine Fransızca isimler veren, Latince tişörtler giyen ekâbir, konu Arapça olunca küheylan kesilmişlerdi.
Ne ki seksenli yıllarda da bu ırkçı yaklaşımlarla gelen turisti kaçırmışlar, onların Batılı gibi giyinmeyişlerinden rahatsız olup yerel giysileri ile alay ederek ya da köşelerinde yazarak, bindikleri dalı kesmişler, onlar gelmez olunca, turizm gelirleri de kesilmişti.
İşte o videoda genç kız bağırmakta; Afgan genç çantasını açıp inşaat malzemelerini, keseri çekici göstermekte, ayda 7-8 bin kazanmakta olduğunu anlatmakta.
Kız iyice çıldırmakta.
Sanki Afgan genç yolda bulmuş o parayı.

Canı çıkmakta, karlı kış günlerinde cami önlerinde yağan yağmur altında bir kedi yavrusu gibi titreyip kendisini almaya gelecek bir işveren beklemekte, kimi zaman o işveren hiç gelmemekte.
En zor işleri yapıp, inşaatlarda çalışıp, bahçe kazıp ailesine para gönderdiğini anlatmakta.
Kız, “Bizim gençler iş bulamamakta, açlıktan ölmekte” diye bağırmakta.
İyi de gelen göçmenler okul görmemiş, üniversiteye gitmemiş en zor işlerde çalışmaktalar.
Keşke bize de beyin göçü olsa, okumuş insanlar gelse, gerçi bu umursamazlığımızla onları da canından bezdirip kaçırırız.

Afgan gencin zor koşullarda yaptığı işlere yerliler itibar etmemekte.
Kızın açlıktan ölüyorlar dediği gençler kafeteryalarda çene çalmakta.
Asayiş ve düzen bozucular olarak bakılan göçmenler, yerlilerin tercih etmediği işleri yaparak ekonomi çarkını çevirmekteler.

Ekonomik güvensizliğin artması onları bir kez daha hedef tahtasına bıraktı.
Geçim sıkıntısının fazlalaşması, yerlilerde onlara karşı husumeti artırdı.
Kişisel güvenliğe tehdit olarak görülmeye başlandılar.
Genç kızın, kimi yazarların ve siyasilerin yaptığı gibi onlara artık daha sık müdahale edilmekte.
Avrupa ülkesinden göçmen gelse, hoş karşılayacağız da.
Lakin şarkın çocuklarının zayıflığı, sessizliği, sokakta yürüyüşleri bile bizleri rahatsız etmekte.
Onların çaresizliği bile öfkemizi artırmakta.
Littell de bunu ifade etmiş zaten; “Zayıflar, güçlüler için birer tehdittir ve onları acımasızca öldüren şiddete ve cinayete yol açarlar.”

12 Eylül sonrası şarkın çocuklarının batı ülkelerine giriş çıkışları ne kadar sıkıntılı olmuştu.
Durduk yere tutuklanmalar olmuş, suçsuz insanlar işkenceler görmüştü.
Allah korusun bu öfke, onlara karşı bir şiddete dönüşmez inşallah.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.