Ehl-i Sünnet ve Esasları-ııı

MİRAÇ: Miraç haktır; Peygamber Efendimiz (S.A.V.), uyanık olarak Mescid-i Haramdan Kudüs’teki Mescid-i Aksaya ve oradan da semalara ruh ve beden olarak çıkmıştır.
Peygamber Efendimizin (S.A.V.) mucizelerinden birisi de İsrâ ve Miraç hadisesidir. Her yıl Miraç Kandili vesilesiyle hatırladığımız ve dinimizde önemli bir yeri olan “İsrâ ve Miraç” hadisesinin gerçekleşmesi olağanüstü bir olaydır ve tam da bu yönüyle mucizedir. İsra hadisesi, Peygamber Efendimizin (S.A.V.) bir gece Mekke’deki Mescid-i Haramdan, Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksaya bir gece yolculuğudur. Miraç ise Peygamberimizin buradan vasıtasız olarak semaya yükselmesidir.

Kur’an-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerde Mescid-i Aksa ve etrafının (Kudüs hareminin) kutsal olduğu belirtilmektedir. Kur’an-ı Kerim, “Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haramdan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksaya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işiten ve hakkıyla görendir” (İsra, 1) buyrulmaktadır.

KAZA VE KADER: Kaza ve Kadere iman etmek farzdır. İrade, küllî ve cüzî olarak ikidir. Allah’ın iradesi her şeyi kuşatır. Kulun iradesi ise cüzî ve sınırlıdır. Kul işinde muhayyerdir. Ama takdirin sınırını aşamaz. O murat eder, Allah halkeder. Kulun istitaatı (güç yetirebilmesi) fiili ile birliktedir. Önce veya sonra değil. Bu yüzden kul gücünün yetmediği ile sorumlu tutulamaz. Allah kuluna hayrı arzu eder ama onun hakkında şerri de yaratır, ancak şerre rızası yoktur. Allah’ın kulu için daima hayrı yaratma mecburiyeti yoktur.
Hidayet de, saptırma da onun iradesindedir. Hidayet lütfu, saptırma ise adli gereğidir. Çünkü hidayeti ve sapkınlığı kulun talebine göre verir.
Rızık ve ecel takdir edilmiştir. Helâldan olduğu gibi haramdan gelen de rızıktır.

SEVAP VE SORUMLULUK: Büyük günah, inkâr olmadan insanı dinden çıkarmaz. Tevbe etmeden ölen kul ise azaba uğrar. İman ile ölenin ahirete cehennemde cezasını çektikten sonra çıkar. Yani iman üzere ölen ne kadar günahkâr olsa da cehennemde ebedi kalmaz.
Yeis (ümitsizlik) halinde iman makbul değildir, fakat tevbe makbuldür.
Hüsn (iyi, doğru, hak, sevap) ve kubuh (bunların zıddı) naklî ve şer’îdir. Akıl onu tanısa da hududunu tayin edemez. Ancak, Allah’ı tanımak aklen vaciptir.

SÂİD VE ŞÂKİ (iyi insan-kötü insan): Saîd yani iyi bir insan şakî/kötü olabileceği gibi, şakî de sonradan saîd olabilir. İnkârcı, Allah’a asi bir kimse tövbe edip hakkı bulabilir. İtaatkâr biri de asi olabilir. Bunun anlamı şudur: Bir kişi asi oldu diye artık “adam olmaz” denmemelidir. Toplumda böyle düşünen kişiler bulunmaktadır ancak “adam olmaz” demek peşin hüküm vermektir. Kişinin son nefesine kadar iman etme ihtimali, iman etmeyenlere ümmet-i davet nazarıyla bakmak İslâm’ın güzelliklerindendir. Ancak inanmayan kişiye karşı mesafe her zaman korunmalı ve dikkat edilmelidir.

AHİRET VE AHVALİ: Ahiret gününe iman etmek, imanın esaslarındandır, temel farzlardandır. Bu konuda çok açık ayet-i kerimeler mevcuttur. Ahiret günü ve öncesini ihtiva eden kabir alemiyle alakalı ayet ve mütevatir hadis-i şeriflerden anlaşılmaktadır ki, kabir azabı ve nimeti haktır. Ahirette sual ve hesap haktır. Cehennem azabı, cennet nimeti haktır.

CENNET VE CEHENNEM: Cennet de, cehennem de elan (şu anda) mevcuttur. Ehli dahil olunca da ebedi kalacaktır. Günahkar mümin ise cehennemde belli bir süre kâfir ise ebedi kalacaktır. Bu ebedilik, Cenab-ı Hakk’ınkine benzemez; bu onun yaratması ve dilemesine bağlıdır.

İMAMET: Resulullah’a (S.A.V.) halife, müminlere imam zaruridir. İmamın tayini şerî ölçü iledir. Vasiyetle belirlenmemiştir. Din ve dünya işlerini idare için; seçim veya namzet göstererek imam tayini zaruridir. İmam hür, zahir-açık ve ehil olacaktır. İmama bey’at şarttır. İki kişiye bey’at olursa, biri bertaraf edilir.
Sahabenin en efdali, hilafet sırasına göre, dört Raşid halifedir, sonra Aşere-i Mübeşşire’dir. Sahabe-i kiram ümmetin kutup yıldızlarıdır. Çünkü, Peygamber Efendimize (S.A.V.) yol arkadaşlığı yapmış, O Nebiyyi Muhterem’in getirdiği mübarek İslam dinini bize kadar ulaştırmak için gayret göstermişlerdir.
Kıyamete doğru, Mehdi Aleyhisselama’ın gelmesi ve İsa Aleyhisselam’ın nuzulü haktır. Kıyametin büyük alemetlerinden birisi Deccal’in zuhurudur.

MÜCERREDÂT: Ruh ilâhi bir emirdir. Niceliği bilinmez. Ceset değiştirmez. Reenkarnasyon; hulûl ve tenasüh caiz değildir. Melekler, ruhani varlıklardır. İtaata ve ibadete kodlanmış; mükellef ve muktedirdirler. Cinler de insanlar gibi sorumludur. Hilkatleri ateştendir. Şeytan da vardır. İnkâr ve isyanın sembolüdür.

AMELİ MESELELER: Zarûrât-ı Diniyyeyi (bilinmesi zorunlu temel bilgiler/ilmihal) bilmek herkese farzdır. İmanın altı erkânına ilaveten, onlara inanmak da farzdır. Helallere ve haramlara inanmak da farzdır. İbadetleri yerinde ve zamanında yerine getirmek farz olduğu gibi kazası da farzdır.
Edille-i Şer’iyye-i Asliye yani dinin kaynağı dörttür: İlk ikisi Kur’an-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin (S.A.V.) sünnetidir. Bunlar asılların aslıdır. İcma-i Ümmet ve Kıyas-ı Fukaha da Kur’an ve Sünnet’e bağlı asıllardır.
Akidede taklit caiz değildir. Tahkik gerekir. Başka din ve akidelerin taklidi ise haramdır. Akait öğrenmek farz. Kelam ilmini öğrenmek ise ittifakla caizdir. Dini müdafaa bakımından zaruridir.
Dualar ve hayırlar, Allah kabul ettiği takdirde ölülere fayda verir. Demek ki, okunan Kur’an da fayda verir; hatta daha makbul duadır.
Mestler üzerine mesh caizdir. Aksi söylenemez.
Müçtehit olanın dışında her Müslümanın bir müçtehidin ictihadına, yani mezhebine tabi olması zarûridir. Telfik caiz değildir. Yani mezheplerden karma yapmak caiz değildir ve bu kişiyi fitneye götürür.
Tabiat olayları diye bilinen hallerin hepsi, Allah’ın kanunları ve takdiri çevresinde cereyan eder.
Tevekkül tedbirden sonradır. Takdir ise değişmez. Müminin hali beyne’l-havf ve’r-recâdır (korku ve ümit arasında). Mutlak güven ve ümitsizlik küfürdür.
Haram olanların dışında, evlenmek sünnettir. Şartlara göre vacip de olur.
Mut’a nikâhı zina hükmündedir ve haramdır.
Üç haftadır özetlediğimiz “Ehl-i Sünnet’in Esasları”, tarafımızca tekrar hazırlanan rahmetli Ali Nar hocamızın “İslâm İnancı” (Sağduyu Yayınları) adlı müfit kitabından faydalanarak, bazı şerh ve açıklamalarla dikkatinize sunduk.
İnşallah ileride, bu temel esasların her birini detaylı şekilde yazmak nasip olur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.