“Bir Parça”

Cumhurbaşkanı’nın geçtiğimiz günlerde alım gücünün “bir parça” düştüğüne dair bir açıklaması oldu. Önceden bu duruma, yani enflasyonu, hayat pahalılığını ve bunlara bağlı olarak ortaya çıkan geçim sıkıntısını hiçbir surette kabul etmeyip, dünyada daha kötü örnekler de olduğundan dem vurulduğundan olsa gerek, bu durum un kabulü bile bir “ilerleme” sayılabilir. Vatandaşlar olarak, sürekli aynı yanlışları yaparak farklı ve başarılı sonuçlar alacaklarını düşünen idarecilerimizi, gerçekte de çok büyük bir ekonomik sıkıntı içinde olduğumuza ikna edebiliriz inşallah…

Ancak şöyle bir durum söz konusu… Ortadaki sorunun nedenine değil de sadece sonucuna bakılıyor ve sadece insanların gelirinin “bir parça” düştüğü teşhisinde bulunuluyor. Neden oldu bu, cevap da yok sebebe dair bir çıkarım da.. Ve neden olan politikaların nereden kaynaklandığı kısmı da atlanarak “yine biz çözeriz” algısı pompalanıyor kamuoyuna. Daha birkaç sene önce aynı sıkıntılar yeni yeni baş göstermeye başladığında çözülemediğini ve aynı yanlışlarda ısrar edilerek daha da büyütüldüğünü biliyoruz ama. Daha doğrusu her geçen gün çok acı şekilde deneyimliyoruz.

“Dünyada da enflasyon sorunu var” gerekçesi bizim realitemizi kesinlikle açıklamıyor. Dünyada sorun olan enflasyon bizim enflasyonumuzun yanına dahi yaklaşamayacak ölçüde “komik” çünkü. Bizim enflasyonumuz, kimi iktisatçıların tabiriyle “yerli ve milli” (!) bir enflasyon, yani kaynaklandığı etkenler büyük ölçüde iç dinamikler ve politikalardan kaynaklı.. Siyasi iktidarın hem yanlış hem de bu yanlışta ısrarcı olan ekonomi politikalarının ibretlik bir neticesi aslına bakılırsa. Dünyadaki enflasyon realitesinden olumsuz ayrıştığımız nokta da burası zaten.

Yüzde 69,97 (70 değil ama) olarak açıklanan “resmi” enflasyona rağmen, akademisyenlerden oluşan ENAG enflasyonu yüzde 156,86 olarak açıkladı. Bu iki rakamdan hangisinin daha gerçekçi olduğu veya sokağın gerçek enflasyonunu yansıttığını herkes biliyor aslında. Veriler en iyimser hesaplara göre dahi vahim bir tabloyu işaret ederken, halkın gelirinin “bir parça” düştüğünü söylemek, halkın sıkıntısına bigane kalmak değil mi? Bahsedilen o “bir parça”nın hayli “büyük bir parça” olduğu da rakamlarca teyit ediliyor her ay.

İstihdam edilenlerin yarısının “sefalet ücreti” olan asgari ücret aldığı bir ülkede, ciddi sayıdaki emeklinin bu ücretin bile altında maaşlara talim etmesi, fakirleşmenin giderek toplumsallaştığını ve “bir parça” falan da olmadığının kanıtıdır. Emekli olmuş ve hayatlarının geri kalanında birikimleriyle rahat bir hayat sürmesi gereken insanların, yaşlarına bakmadan hala “çalışmak zorunda” kalması, aksi halde ay sonunu bile getirememeleri ekonomi politikalarının yanlışlığını ispatı değil de nedir?

Hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısından dolayı gayet tabii olarak şikayet eden bu ülke insanını şükürsüzlükle suçlayanların, kendi neden oldukları sorunla ilgili sorumluluk dahi hissetmeyip bir de “yine biz hallederiz” demesine ne demeli? İktisadi yönden ciddiye alınır bir yanı olmadığı çok açık…
Aralık ayında bir anda ortaya atılan ve kerameti kendinden menkul yeni modele göre ihracat rekoru kıracak ve cari fazlayla büyüyeceğimiz söyleniyordu. Geçen 4-5 aylık süre zarfında rekor kıran ithalat ve dış ticaret açığı, dolayısıyla da cari açık oldu, cari fazlanın yanından bile geçilemedi. Yani bu kadar kısa vadede bile ne söylendiyse tam tersi gerçekleşti.

Hazine ve Maliye Bakanı’nın hemen her hafta değişen karar ve hedeflerine bir de enflasyonla mücadeleyi iyice boşlayan Merkez Bankası’nın “enflasyonun kendiliğinden düşeceği” öngörüsü eklendi. Ekonomi yönetimi yani hükümet, enflasyonla mücadeleyi “enflasyonun insafına” bırakmışken, vatandaşın gelirinde daha çok “bir parça” düşüşler görülmeye devam edecektir.
Belki böylesi daha iyi olur! Gerçek dışı tezler ve hedeflerle oyalanmaktansa, enflasyonun insafına kalmak belki daha iyidir. Belki o insafa gelir de “bir parça” acır bu millete!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.