Birileri Nefret Dilinden mi Şikâyet Ediyor?

Türkiye uzun zamandır siyaset dilinin ayrıştırıcı ve ötekileştiren üslubundan oldukça büyük zararlar görüyor. Toplumdaki mutsuzluğun en önemli gerekçelerinin başında işte siyasetin bu kamplaştırıcı yaklaşımı gelmektedir. Bir taraftan salgın koşullarının psikolojik etkileri, diğer taraftan ekonomik yoksunluk ve yoksullukların insanları sıkboğaz etmesinin üzerine, bir de sürekli gerginliğin belirlediği iletişim dili sorunlara adeta tuz biber ekti.

Bu durumun son örneklerini sığınmacılar meselesi üzerinden daha farklı boyutlarıyla müşahede etmiş olduk. Sorumluluk mevkiinde bulunan yöneticilerin, sorumsuzca kullandıkları dil toplumda yeni yaralar açmanın adımları olarak ortaya çıktı. Bu kadar da olmaz denilen ne kadar şey varsa görmekten bunaldık. Ayrıca artık şaşırma kapasitemiz gittikçe dolmaya başladı.

Mahalle kahvelerinde bile işsiz güçsüz insanların birbiriyle konuşurken gösterdikleri hassasiyetlere dikkat etmeyen bir dille siyaset mi yapılır? Bu toplumda kaybolan umutların, güvenin en başta gelen sebebi siyasetteki bu yaklaşım ve üslup değil midir? Ülkesi ile ilgili hayal kuramayan insanları suçlayarak işin içinden çıkmak artık ne kadar mümkün?

Bakınız çok sert tartışmaların yaşandığı zamanlardan geçtik. Bu dönem kadar siyasi dilin bayağılaştığı, ayağa düştüğü, dinlerken utandığımız başka bir dönem hatırlamıyorum.
Bu dil mi çözecek sorunları? Kime, nasıl güveneceğiz? Yazık değil mi? Bu millet, bu devlet bunları hak ediyor mu?

İktidar yetkilileri son zamanlarda siyasette nefret dilinden şikâyet etmeye başladı. “Nefret siyaseti ile vatanseverlik bir araya gelmez. Kin ve nefret tohumları ekmek vatanseverliğin düşmanıdır” diyorlar. El-hak doğru söylüyorlar. Peki, muhalefete zillet, illet ittifakı demek, vatana ihanetle itham etmeyi nereye koyacağız? Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hain, ihanet gibi hayati derecede önemli ve kullanırken kılı kırk yarmak gereken ifadelerin bu kadar uluorta ve sıradan bir şekilde kullanıldığı başka dönemler oldu mu? Bu tespitleri yaparken acaba biz nerede hata yaptık da siyasi atmosfer bu kadar gergin hale geldi sorusuna cevap aramak, sorumluluk sahibi yöneticilerin odaklanması gereken noktalar değil midir?
Yeri gelmişken ifade etmekte fayda var. Bu iktidarın sığınmacılar meselesini doğru zeminde, sağlıklı bir şekilde çözme imkân ve kabiliyeti maalesef yok. Bu durum ülkemiz adına endişe vericidir. Çünkü iktidarın öncelikli derdi oy kaybetmemek. Dert bu olunca sürekli değişen zıt söylemlere sarılıyorlar. İşin neresinden tutacaklarına bir türlü karar veremiyorlar.

Günlük politika belirlemekle bu mesele denetim altında tutulamaz. Gelecek planlaması hem ülkenin, hem de sığınmacıların hukuku korunarak yapılmalı ama bu mantıkla bütün bu öncelikler hayata geçirilemez. Aynı zamanda yaşananların baş müsebbipleri sığınmacılarmış gibi dil kullanmak da sorumlu bir dil değildir. Bu üslup toplumsal fay hatlarının istismara açılmasına zemin hazırlıyor. Bunun da bilinmesi gerekir.

Her şeye rağmen iktidar yetkililerinin nefret dilinden şikâyet etmeleri önemli. Şimdi bundan sonra, iktidar yetkilileri dün olduğu gibi hâlâ kamplaştırmaya, ötekileştirmeye, ayrıştırmaya devam edecekler mi onun takipçisi olacağız. Aynı tas, aynı hamam yola devam ederlerse demek ki nefret dilinden olan şikâyet konjonktürün sonucuymuş diyeceğiz. Bekleyip göreceğiz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.