Gücün Gücü

İnsanlar, topluluklar ve devletler arasında dengeler var. Birbirinden olan farklılıklar ayrı konumlar oluşturuyor. Güçlü insan, çevreler, topluluklar ve devletler diye tanımlayabiliriz. Bireysel güç fiziki olduğu gibi, manevî ve düşünsel de olur. Güçlü insan bulunduğu çevrede farklı bir konumda olur. Güreşçiler, işleri gereği güçlüdürler. Sürekli çalıştıklarından hazırlıklı olurlar. Güreş gibi bir işle meşgul olmayanla bir güreşçi karşısında direnemezler, bir anda sırtlarını yerde bulurlar.

Toplulukların gücü dayanışmadır. Dernekler, cemaatler ve benzeri kurumlarda bir araya gelenler güçlerini çok ve farklı yönleriyle buluştururlar. Onlar kendilerine özgü bir konumda olurlar. Köy, mahalle, şehir dernekleri ve kulüpleri buna örnek gösterilebilir.
Şehirlerin rekabeti günümüzde daha çok kendini spor üzerinde gösteriyor. Bu, çekişmelere neden olduğu gibi çatışmalara da neden olabiliyor.

Ülkelerin gücü ve çekişmeleri ise daha çok komşu olanlarda kendini belli eder. Kendilerini sağlama alma ve korunma amaçlı güçlenmelere neden oluyor. Sürekli gerilim hâlinde bulunulduğundan daha çok ekonomik ve askeri güçlenmeye bakarlar. Komşu ülkeler birbirlerini tehdit olarak görürler. Bunun için daha çok silâhlı ve askeri güçlerini geliştirirler. Türkiye Yunanistan örneğinde olduğu gibi. Bu ülkeler güçlerini sağlamlaştırmak için ayrıca desteklere gereksinimleri olur. Daha güçlü olabilmek için.

Yunanistan Hıristiyan, dolayısıyla kendi dindaşlarıyla bir dayanışma içinde olur, bu, doğaldır.
Türkiye’nin durumu çok farklı. Kendisini tam anlamıyla nereye konumlandıracağının şaşkınlığı içinde. Hem Avrupa’ya dâhil, hem değil. Altmış yılı aşkın bir süredir AB kapısında bekletilmektedir. Kabul görmüyor. Aynı kültür ve düşünceye mensup olmadığından kabul görmüyor ve bekletiliyor. Halkı Müslüman, devleti ve kurumları laik, yani seküler. Batı’ya dâhil olma çabası ağır basıyor. Yaşama tarzını da buna göre oluşturuyor. Adeta bir sürükleniş içindedir. Diğer taraftan halkı Müslüman olsa da kendilerini İslâm toplulukları içinde görmek istemiyorlar. İlişkileri zorakidir. Geçmişten gelen gücünün farkındadır ama buna sahip çıkmak ve o konumda görünmek istemiyor. En çok kavgalı oldukları da Müslüman ülkeler. Suriye, İran ve Irak. Diğer komşuları olan Ermenistan, Yunanistan, Bulgaristan daha uyumlu.

Bu, bir paradoks olarak görünse de ne yazık ki böyle. Üstelik İslâm ülkeleriyle olan çatışmalarda dayanakları ve birlikte oldukları Batılılar, yani Hıristiyanlar. Yakın zamanda Türkiye Washington Büyükelçisi Murat Mertcan tuhaf bir açıklamada bulundu, İran’ı tehlike olarak gördüğünü açıkladı. Sadece Türkiye için değil, İsrail için de tehdit ve tehlike olarak gördüğünü açıkça belirtti. Bunu zaten İsrail sürekli yineliyor.

Suriye konusunda Türkiye’nin içinde bulunduğu açmaz da bu değil midir?
Ne var ki, şartların oluşumu sanki buna zorluyor. Terör örgütleri, fanatik gruplar, ekonomik zorlukları ve buna bağlı bağımlılıklar. Bütün bunlar güç yitimine neden.
Asıl öne çıkarılması gereken emperyal güçler. Abede’nin başını çektiği Batı bloğu birkaç odakta toplanıyor. NATO, AB, ABD’nin kendi gücü. Rusya’nın merkez olduğu Ortodoks Hıristiyan birliği. Çin ile Hindistan ise başka güçler. Çin daha çok öne çıkmaya başladı. Belli bir sınır içinde. Hindistan ise nüfus gücü çevre etkisi, İngiliz özle bir yapıda bulunması gibi.

Amerika’nın başını çektiği güç en baskın olanı. Ortadoğu’yu ve Müslümanları tam anlamıyla etkisi alanında tutuyor. Başka alanlara kaymasına pek izin vermiyor. Müslümanlar ise Batı destekli birbiriyle çatışıyorlar. Suudi Arabistan Yemen, Türkiye Suriye ve İran, İran ile diğer Arap ülkeleri. Bir de bu toplulukları etkisiz kılmak adına Abede güdümlü İsrail birlikteliğinin oluşturulması. Müslüman ülkelerin liderleri, kralları ve yönetenleri İsrail ile bir ilişki içinde olmazlarsa iktidarda kalamayacakları endişesi ağır basıyor. Bu, Amerika gücünün baskısı sonucu oluşan bir durum. Bölgedeki bütün ülkelere bakılınca bu açıkça görülüyor. Türkiye de buna dâhildir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.