İnsanın Manevî Ağırlığı

Seçkin ve değerli bir varlık olan insan, kendisini tanımlayan özellikleri, insan olma ve onun gereklerini yaşama bilinciyle olur. Bilinç kendini bilme, tartma ve anlama olgusu.
Cüsse olarak insanın tanımlanması daha çok fizyolojiktir. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri Marifetname adlı eserinde insan fizyolojisi ile karakteri arasında bir takım değerlendirmelerde bulunur. Bu, çok da ilginç bir durum. İnsanın hafiflikleri, fitne ve fücura dayalı özellikleri, daha doğrusu karakterleri tanımlar. Bu, manevî bir bakışın sonucudur.

İnsan, davranışlarıyla kendini belli eder. Çevrelerin, aile kültürünün, soyun da insan karakteri oluşumunda etkilidir. Bir aile ve çevre ortamında yetişen insan her ortamda kendi farklılıklarını olumlu ya da olumsuz belli eder. Bu, sokaktan mahalleye, kasaba, köye, ilçeye ve şehre kadar kendini gösterir.

Bugün içinde bulunulan durum mahalle ve çevre olgusunu ciddî anlamda değiştirdi. Sokaklara çıkmayan çocukların arkadaşlıklarından söz edilemez. Onların arkadaş çevreleri artık sanal ve diji dünyadadır, çok da sınırlıdır. Fiziki temaslı, dokunmalı, itişmeli kakışmalı, kavgalı ve sevgi dolu ilişkilerden söz edilemez. Robotik bir insan tipinden söz ediyoruz. Cinsellikler, soygunlar, dalavereler, sahtekârlıklar bu dünyanın bir başka yüzünü oluşturuyor. İnsanlar burada hep uçlarda. Doğrudan temaslı olmadığından hayat adeta bir kurguya ve onun sıradanlığına dönüşüyor.

Eskiler şehirlere göre insanları anlar ve bilirlerdi. Kültür ve düşünce ağırlıklı ortamlarda ona göre insanlar var olurdu. “İstanbul Beyefendisi”, “İstanbullu” özgün bir tanımlamaydı. Bir âlimin, ağırlıklı kişilerin aile ortamının çocukları da ona göre yetişirdi. O ailenin çocukları doğaları gereği gözetim altında olurlardı. Manevî olarak. “Sen Efendi’nin torunusun, ya da çocuğusun” dendiğinde çocuk birden ağırlaşırdı. Biz bunu merhum dedemin manevî varlığının gölgesinde yaşadık. Kendisini görmemiştik ama çocuk olarak her davranışımız oto kontrol içindeydi. Çocuk yaşta olgunlaşmıştık, desem yeridir. Meclislerde, misafirliklerde de yerimiz farklıydı. Bu bir üstünlük değil, manevî bir sorumluluğun gereğiydi. “Gül ağacından gül biter”, “armut dibine düşer”, “buğdaydan buğday çıkar” vs. bu olumluluklar ifade edilirken karşı ve olumsuzluklar bahis konusu olmazdı. Ona gerek de duyulmazdı. Hayat adeta olumluluk üzerine yaşanıyordu.

Günümüz gerçeklerinden olan sosyal medya olgusu insanların kişiliklerini basitleştiriyor ve hafifleştiriyor. İnsanların görünümleriyle davranışlarının çelişkileri kendini gösteriyor. Görünümleriyle hafifmeşreplikler, sıradanlıklar insanın manevî ağırlıklarını zedeliyor.
İnsanların kendi iç dünyalarında eğlenmeleri hakları. İnsan, enerjisini bir biçimde dışa vurur. İçine kapanıp kalınınca bu psikolojik gerilimlere neden olur.

Zamanlamalar da önemlidir. İnsanın kendini rahat hissedebileceği bir durumda elbette ki gerekli olanları yerine getirir. Spora ve kimi etkinlikler insanın rahatlama, enerjilerini tüketme ve gerilimlerden sıyrılmalar için hem ruhsal hem de bedensel olarak gerekli.

İnsanın yaşama sınırları ve alanları var. Kendi özgürlükleri başkalarının özgürlüklerini etkiliyor ya da sınırlıyorsa, olumsuzluyorsa bu da bir haksızlık ve yanlışlık olur.
İnsan hafifliği, sıradanlığı, basitliği insanı yüceltmez, küçültür.
Bir insana yaslanırsınız “dağ gibidir” dersiniz. Bu, ona olan güveni tanımlar. Hem güvenilirliğini hem de sağlamlığını.

“Dağ” denir, sabit olan, yerinden oynamayan ve yaslanılan büyük güç. Bu güçlerin gücü bir yere kadardır. Ölümlü ve sonlu olan bu dünya, yeri ve zamanı gelince, kıyamet anında dağların savrulacağı belirtilir Kur’an’da. En güvenilir olan bir şeyin gücü de bir yere kadardır.
İnsan ise kaygan bir zemindedir. Ayakları üzerinde, sağlıklı iken, manevî bir sorumluluk gücü var ise ağırlığıyla yerini belli eder. Ona güven duyulur. Oynak, hafifmeşrep, sıradan olanların itibarı kendileri kadardır. Bir yerden sonra artık değersizleşir. Değerli olan insan ağır olanıdır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.