Sorumlu Da Yok Yönetebilen De!

Kendi ekonomi politikalarını uygulayıp da bu politikaların neden olduğu arıza ve kötü sonuçların hiçbirini kabul etmeyen siyasi iktidara göre enflasyonun sorumlusu kendileri değil. Ortaya çıkan “can sıkıcı” neticenin müsebbipleri pandemi, küresel enflasyon, Rusya- Ukrayna savaşı, içeride pazarcı, marketçi, depocular lobisi, dışarıda ise her zamanki gibi dış mihraklar…

Tam olarak seviyesini dahi bilemediğimiz, sadece açıklanan güvenilirliği kimseleri tatmin etmeyen resmi veriye göre bile son 20 yılın zirvesine çıkan ve daha da çıkacağı beklenen enflasyon, birkaç sene içinde görülmemiş bir fakirleşme üretirken ve hayat pahalılığı akıl mantık sınırlarını zorlar bir noktaya varmışken, bu çok ciddi mesele üzerine ciddi yorumlar yapmak gerek, ancak muhatapların ifadelerinde bu ciddiyetin zerresi yok. Çünkü kendilerine bakılırsa bu işin sorumlusu, idare makamında oldukları halde kendileri dışında herkes! Hatta kötü ve yanlış politikaların neticesinde fakirleşen ve sıkıntı içinde kıvranan halk dahi yeri geldiğinde “nankörlükle” itham edilebilir, ancak kendileri zinhar eleştirilemez. Geçmişteki ilgisiz ve saçma sapan örneklerle bugünkü durum arasında akla ziyan benzerlikler kurup, durumun aslında ne kadar da şükredilecek(!) durumda olduğunu bile iddia edebilenleri de görüyoruz.

Domatesin aslında yaz sebzesi olduğu ve önceden kışın turşu yerken şimdi bolluk, bereket ve artan refah (!) sayesinde kışın bile domates alabildiğimiz gibi müthiş örnekler verilebiliyor. Yani kötü ve yanlış ekonomi politikaları için teşekkür beklenecek herhalde…

Cumhuriyet tarihinin açık ara en kötü ekonomi politikası uygulanırken ve yaşananlar krizden de öte 3-4 senedir devam eden bir buhran halinde halkı fakirleştirirken, sayın yetkililerimiz ne sorumluluk kabul ediyor ne de buldukları her fırsatta halkı israfla, nankörlükle vs suçlamaktan da geri durmuyor. Gerçekten de enteresan bir zihniyet söz konusu.

Tüm dünyada enflasyonun sorun olduğu ifadesi doğru, ancak Türkiye’deki rakamlar misal Avrupa’daki rakamlarla kıyas kabul edemeyecek düzeyde yüksek. Avrupa’nın birçok ülkesinde son yılların enflasyon rekorları kırılıyor ama oranlar yüzde 3-4’lerden yüzde 7-8’lere çıkmış en fazla. Bizdeki resmi yüzde 61, ENAG’a göre ise yüzde 140 olduğu açıklanan enflasyonu dünya üzerinde geçebilen ülkeler sayılı. Venezuela, Sudan, Lübnan, Suriye, Küba, Zimbabve ve Surinam’ın ardından dünya enflasyon liginin ilk 10’unda yer alıyoruz ve hala bu durumun sorumluluğunu ve bunu halka izah etmeyi üstlenen kimseler yok.

IMF’nin “Dünya Ekonomik Görünüm” raporuna göre ise, 2020’de dünyanın 19. büyük ekonomisi olan Türkiye, 2021’de 21. sıraya geriledi. IMF’ye göre, 2022’de dünyada 23. sıraya gerilememiz bekleniyor. Yaşanan ekonomik buhrana bahane olarak küresel koşulları veya pandemiyi gösterenler bu durumu da bir zahmet açıklasın o zaman. Ve mesela Avrupa’nın milli gelir bakımından en altta yer alan ülkelerinden Bulgaristan’ın vatandaşlarının, “ucuz” diye ülkemize akın etmesine de bir açıklama getirirler belki. Madem küresel enflasyon ve pandemi sebebiyle sıkıntılar yaşanıyor, Bulgarlar nasıl etkilenmedi bu işten? Değeri pula dönen TL, yoksa siyasi iktidarın yanlışta ısrar eden kötü politikaları yüzünden bu duruma düşmüş olmasın!

Halka söylenen “bizim bu durumda bir dahlimiz yok az sabredin, yaz gelince bolluk olacak, sebze meyve fiyatları düşecek” ifadelerinin de ciddiye alınacak yanı yok. TÜİK’in açıkladığı tarımsal girdi fiyat endeksi, yani tarımın enflasyonu verilerine göre Şubat’ta aylık bazdaki artış yüzde 16,69 olurken, yıllık bazdaki artış da yüzde 80,99’u görmüş. Tarımda bu denli yüksek girdi enflasyonu söz konusuyken, yaz aylarında bolluk, bereket vadetmek ne kadar gerçekçi olabilir? Çiftçiye “bulduğunuz yeri ekin, üretmekten çekinmeyin” demesi kolay ama gübre, mazot, ilaç vs vs birçok tarımsal girdilerdeki yüksek enflasyon hali sürdükçe bu nasıl olacak?

Ortada faizciye verilen garanti, yani Kur Korumalı Mevduat gibi toplumsal kesimler arasında servet transferine yarayan bir enstrüman(!) dışında hiçbir şey görünmüyor. Emekliye 2 bayram için verilen ikramiyelerin 25 milyar TL’yi bulan tutarı göze batıyor ama faizden az kazanmış olanlara kazançlarını garantiye alan enstrümanlar(!) sıkıntı olmuyor.

Ortada tek bir gerçek var ki, değişmiyor. O da ekonominin yönetilemediği, hatta ciddi manada kötü yönetildiğidir. Bunun ceremesini de halk olarak bizzat çekmekteyiz ve bunun izahatını isteyecek tek bir sorumlu bile bulamamaktayız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.