Temel Katın Sakini

İlk temelden başlamışlardı.
Eşi işteyken kazma onun elindeydi.
Güçlü kuvvetli kadın; kayalık taşlık araziyi un gibi dağıtıyordu.
Balyozu vurdukça parçalanan her taş, yeni kurulan yuvalarının karanlık tünellerini aydınlatıyordu.
Ne kadar zor olmuştu, temel üzerinde yükselen ilk kat.
Yıllarca orada çocuklarını toplamış, bir mutluluk masalının senfonisi kulaklarında yaşamışlardı.

Bahçede toplanıp iftar ettiklerinde.
Ya da sacı yakıp üzerinde ekmek pişirdiğinde.
Çocukları ve eşi ile o günlerin dünyanın en güzel tablosu olduğunu anlayamamış.
Sonra eşinin nereden olduysa birden eli genişlemiş.
Kendisi ile paylaşmazmış nasıl kazandığını, ne iş yaptığını.
O toprağa yapışık temel dairesinden sonra.
Ev, üst katlara çıkmalar yapılıp heybetli bir villaya dönüşmüş.
Fakat ağız tadı da kalmamış.

Balyoz tutan nasırlı eller beğenilmez olmuş.
Bahçe kazan, karalâhana, domates, biber yetiştiren o güçlü kadının ter kokularından yanına yaklaşılmaz olmuş.
Anlamış da konduramamış önce.
Adamının günden güne değiştiğini.
İki dirhem bir çekirdek giyinip, kendisinde uzaklaştığını.
Hatta gittikçe kabalaşıp hakarete varan cümlelerini bile yoğun iş stresine bağlamış.
Kendisi neyse de o deli divane olduğu çocuklarını da düşman bellemiş.
Saflığını yitirmeden çok çalışıyor zahir deyip üstünde durmamış bu değişimlerin.
Artık delikanlı olan çocukları, gördüklerini söylediğinde o süslü koket kadını babalarının yanında.
Yine konduramamış.

Siz de amma kötü niyetlisiniz, işten arkadaşıdır demiş.
Fakat bir gün hiç haber verilmeden kazma salladığı kollarının ağrısının daha geçmediği evinin satılığa çıkarıldığını duyduğunda da bir anlam verememiş.
Satılmış da sonunda o devasa villa.
Kocası almış süslü koketi, uzak bir şehre yerleşmiş.
Bu konu, yaşlı kadını ziyarete gittiğimde açığa çıktı.
Bir villanın giriş katında yaşamakta, eşinden ayrılmış kızı çalışırken o da torunlarına göz kulak olmaktaydı.
Senin eşin dediğimde, pembe yanakları kızarmış, “Bizi terk etti” demişti.
Boşandın mı, dediğimde.

“Yok, keşke boşanaydı onu da yapmadı.
Kızım boşandı az da olsa nafaka alıyor, benimki boşanmadı çekti gitti, başka biriyle evimi satıp yedi, yıllardır hakkımı vermedi beni yoksulluğa terk etti.”
Beynim ağrıyor fakat o, hiç sinirlenmeden sakin anlatıyor;
“Burayı alan aile, oturabilirsin dedi lakin dayanamadım, alın terimle kardığım harcı, çimentonun kumun ellerimi kesip kan içinde bıraktığı bu mutluluk hanemde böylesine bir yazgıya maruz kalmak içimi acıttı.
Kiralarda yıllarımı geçirdim.

Buranın merhametli sahibi olan hanım, gel otur, dedi.
Kira almıyor, temel katta oturuyorum.
Baştan zor oldu ama şimdi alıştım.
O günler genzimi yaksa da, insan geriye değil ileriye bakmalı.
Kızım çalışıyor ben torunlarıma bakıyorum.
Hamd olsun o kötü düşünceleri kafamdan attım.
Geçmişte çocuklarımla mutluydum.
Şimdi torunlarıma anneleri yokken sıcak bir yuva sunmaya, bahçede artık çok sık kuramasam da sacı, arada onları toplayıp ekmek yapıyorum.
Şimdi de çok huzurluyum.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.