Hz. Nûh, Kur'an'da "şekur" yani "Allah'a çok şükreden bir kul" olarak tanıtılan ve insanoğlunun yeniden çoğalmasına neden olduğu için, Adem-i Sani/ikinci Adem adıyla anılan bir peygamberdir.

Peygamberlik görevine başladığı günden beri yılmadan, usanmadan kavmini hakka davet etmiş, bu davete karşı ise kav- mi onu yalanlamış, onunla alay etmiş ve zaman zaman da kendisine şiddetle karşılık vermiştir. Uzun bir mücadeleden sonra Hz. Nûh, kendisini tebliğden men eden kavminin artık ilahi azabın gelmesini de açıkça istemeye başlaması üzerine, onların ıslahından tamamen ümidini keserek Cenab-ı Hakk'a şu şekilde dua etmiştir:

  • "Ey Rabbim! Artık bu zalim kavme karşı mağlup düştüm! Daha evvel vadetmiş olduğun yardımı yap". (Kamer/10)
  • "Rabbim! Onlar bana isyan ettiler de, malı ve çocuğu kendisine hüsrandan başka artış getirmeyen kişiye uydular:" (Nah/21)
  • "Çok büyük hileler sergilediler, çok büyük tuzaklar kurdular." (Nûh/22)
  • "Rabbim! Yeryüzünde kafirlerden yurt tutacak, gezip dolaşacak hiç kimse bırakma." (Nûh/26)
  • "Çünkü eğer sen onları bırakırsan, kullarını saptırır ve kötulük üreten nankörden başkasını doğurmazlar." (Nah/27)
  • "Rabbim! Beni, anne-babamı, evime inanmış olarak gireni, tüm inanmış erkekleri ve inanmış kadınları affet. Zalimlerin de sadece helak ve perişanlığını artır:" (Nûh/28)

Cenab-ı Hakk Hz. Nûh'un bu duasına cevap olarak ve bundan sonra ne yapacağını bildirmek üzere kendisine şöyle vahyeder:

  • "Ey Nûh! Toplumundan, daha önce inanmış olanlar dışında hiç kimse iman etmeyecektir. Artık onların yaptıkları yüzünden tasalanıp durma" (Hud/36)
  • "Vahyimize bağlı olarak gözlerimizin önünde gemiyi yap. Ve zulmedenler hakkında benimle karşılıklı laf edip durma. Onlar mutlaka boğulacaklardır:" (Hud/37).

Hz. Nûh'un yaptığı bir başka dua da şudur:

  • "Rabbim! Hakkında bilgim olmayan şeyi senden istemekten sana sığınırım. Eğer beni affetmez, bana acımazsan hüsrana uğrayanlardan olurum". (Hud/47)

Bu duanın yapılış nedeni, Hz. Nûh'un tufan sırasında in- sanları gemiye yüklerken, öz oğlu olan Kenan'ı da içeri almak istemesinden kaynaklanmaktadır. Fakat bunu başaramadan, oğlunun azgın dalgalar arasında boğulması üzerine, hikmetini anla-yamadığı bu olayı Cenab-ı Hakk'a sormuş ve gerekçeli olarak aldığı cevap onu bu duayı yapmaya mecbur bırakmıştır.

Şimdi bu olayı yine Kur'an'ın diliyle anlatmaya çalışalım:

  • "Nûh dedi: Binin içine. Onun akıp gitmesi de demir atması da Allah'ın adıyladır. Benim Rabbim elbette ki Gafur'dur, Rahim'dir." (Hud/41).
  • "Gemi onları, dağlar gibi dalgalar üstünde yürütüp götürü yordu. Nûh onlardan ayrı bir yerde duran oğluna seslendi: Oğulcuğum, bizimle beraber bin, kafirlerle beraber olma." (Hud/42).
  • "Oğlu cevap verdi: Bir dağa sığınacağım, beni sudan korur. Nüh dedi: Allah'ın merhamet ettiği dışında, bugün hiç kimse için Al- lah'ın kararından kurtaracak yoktur. Ve ikisi arasına dalga girdi de oğlu boğulanlar arasına katıldı." (Hud/43)
  • "Bu arada Nûh, Rabbine yakardı da dedi ki: Rabbim, oğlum benim ailemdendi! Senin vaadin elbette haktır. Sen hakimlerin hük- mű en güzel verenisin" (Hud/45)
  • "Allah buyurdu: Ey Nûh! O, senin ailenden değildi. Yaptığı iyi olmayan bir işti. Hakkında bilgin olmayan şeyi benden isteme. Cahillerden olmaman hususunda seni uyarırım". (Hud/46).

Ve işte bu uyarı üzerine Hz. Nûh yukarıda verdiğimiz duayı yapar. Tabi bu uyarı sadece Hz. Nûh'a değil, O'nun şahsında "hakkında bilgi sahibi olmadığımız şeyler konusunda fikir yürütmekten kaçınmamız, bilirmiş gibi davranmamamız noktasında" bize de yapılmaktadır. Çıkaracağımız bir diğer ders de; "sadece nesebi yakınlığın, Allah katında hiçbir değer ve kıymetinin olmadığı, nesebi yakınlığın şefaat vesilesi olabilmesi için, imanın da bulunması gerçeğidir". Çünkü insanları kardeş yapan, kan bağları değil inanç bağlarıdır. Bu nedenledir ki Hz. Peygamber: "Yalnızca müminler kardeştir" buyurmuştur.

Muhabir: Haber Merkezi