Cumhurbaşkanı Erdoğan: İsrail'in hoyratlığı kimi Arap devletleri tarafından adeta teşvik ediliyor

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "(Fransa Cumhurbaşkanı Macron) Siz, İslami terör ifadesiyle barış ile terörü nasıl bir araya getiriyorsunuz? Böyle bir şey olamaz. Karşımızda susuyor, son NATO Zirvesi'nde aynı ifadeleri kullanıyor. Ne oldu şimdi? Paris'te sarı yelekliler çıktı" ifadesini kullandı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a yönelik, "Siz, İslami terör ifadesiyle barış ile terörü nasıl bir araya getiriyorsunuz? Böyle bir şey olamaz. Karşımızda susuyor, son NATO Zirvesi'nde aynı ifadeleri kullanıyor. Ne oldu şimdi? Paris'te sarı yelekliler çıktı. Hadi çöz bakalım, durdur bakalım. Niye durduramıyorsun? Niye onları barış havzası içinde yola koyamıyorsun? Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste. Bunu böyle bilesin." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rönesans Polat İstanbul Otel'de İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Sosyal İşler Bakanları Zirvesi'nin açılışında yaptığı konuşmada, dün de teşkilatın Üst Düzey Kamu ve Özel Yatırım Konferansı'nda, İslam dünyasının dört bir yanından gelen katılımcılarla buluştuklarını, önceki hafta ise İİT Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi'nin 35. Bakanlar Oturumu'nu gerçekleştirdiklerini, ayrıca İstanbul'un sık sık teşkilata bağlı kurumların çeşitli etkinliklerine sahne olduğunu söyledi.

Tüm bu toplantıların İslam ülkeleri arasındaki ilişkilerin her düzeyde ve her alanda gelişmesine, yakınlaşmasına vesile olacağına inandığını dile getiren Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Bugün dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birini oluşturan Müslümanlar, maalesef güçleriyle orantılı siyasi etkiye, ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmişlik düzeyine sahip değiller. İnsanlığın bugünkü gelişmişlik seviyesinin temelleri, İslam coğrafyasında atılmış olmasına rağmen Müslümanların günümüzde yaşadığı sıkıntıların sebeplerini iyi düşünmeli, analiz etmeli ve çözüm yolları üretmeliyiz. Aksi taktirde sadece şikayet etmekle sadece dövünmekle sadece konuşmakla bir yere varamayız. Hele hele çareyi başkalarından beklemekle elde edeceğimiz hiçbir şey olmaz. İslam medeniyetini hak ettiği yere çıkarmanın sorumluluğu bizlere yani Müslümanlara düşüyor. Öyleyse nerede eksiğimiz varsa oraya yoğunlaşıp, hızla 1 milyar 700 milyon Müslüman'ın ve onlarla birlikte tüm insanlığın sıkıntılarına çözümler bulacak somut çalışmalar ortaya koymalıyız. Böyle davranmak hem Rabb'imizin emridir hem de 1400 yılı aşkın medeniyet birikimimizin bize gösterdiği istikamettir."

İİT'nin, nüfusları Müslümanlardan oluşan tüm ülkeleri bir araya getiren bir yapı olması sebebiyle bu konuda eldeki en önemli araç olduğunu ifade eden Erdoğan, "Teşkilatımızın henüz bu beklentiyi karşılayacak bir çalışma düzenine ve etkinliğine kavuşamadığını elbette biliyoruz. Ama aynı zamanda bunu başarmanın mümkün olduğunu da görüyoruz. İslam ülkelerinin her birinin ayrı bir sıkıntısı var. Kimi halkının sesine yeterince kulak vermeyen yönetimlerden muzdariptir, kimi sefalet düzeyinde bir yoklukla imtihan oluyor, kimi terör belası veya kardeş kavgasıyla boğuşuyor. Çeşitli sebeplerle kendi içine kapanan İslam ülkeleri imkanlarını ve enerjilerini heba ediyor, boşa harcıyor. Şayet İİT'yi tüm kurumları ve faaliyetleriyle hayal ettiğimiz düzeye çıkartabilirsek hep birlikte bu tür sıkıntıların üstesinden gelebileceğimize inanıyorum." diye konuştu.

 "Filistin'deki durum her geçen gün daha da kötüye gidiyor"

Dünyada benzer dayanışma örneklerini sergileyen pek çok kuruluşun bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Bizlerin de aynı başarıyı göstermemesi için hiçbir sebep göremiyorum. Üstelik biz Peygamberimiz Aleyhissalatu Vesselam'ın; 'Müslümanlar bir bedenin uzuvları gibidir' diye tanımlamış olduğu bir ümmetiz. Madem ki hepimiz kardeşiz, öyleyse buna uygun davranmalıyız. Nasıl ki vücudun bir azası rahatsız olursa ardından tüm vücut bundan rahatsızlık duyarsa bizler de aynı sıkıntıyı yaşamalıyız." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İİT'nin kuruluşunun temelinde Kudüs davasının olduğunu hatırlatarak, Kudüs'teki ve onun ayrılmaz bir parçası olan Filistin'deki durumun her geçen gün daha da kötüye gittiğini söyledi.

İsrail'in hak, hukuk, adalet, insanlık tanımayan tavrının, bölgedeki krizi Müslümanlar aleyhine sürekli derinleştirdiğini anlatan Erdoğan, kimi ülkelerin uluslararası hukuka aykırı bir şekilde Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıması ve yasa dışı yerleşimleri desteklemesinin, sıkıntıları yeni bir boyuta taşıdığını belirtti.

"İsrail'in hoyratlığı kimi Arap devletleri tarafından adeta teşvik ediliyor"

Bugün artık sokaklarında masum genç kızların, babaların, annelerin, ihtiyarların, çocukların, gençlerin İsrail tarafından alenen infaz edildiği, acımasızca öldürüldüğü bir Filistin fotoğrafı ile karşı karşıya olunduğunu dile getiren Erdoğan, "Üstelik İsrail'in bu hoyratlığı Batı ülkeleri ve büyük bir üzüntü ile belirtmek isterim ki kimi Arap devletleri tarafından adeta teşvik ediliyor. Türkiye olarak Kudüs ve Filistin konusunda dile getirdiğimiz itirazlarda çoğu defa yalnız kaldığımızı hissediyoruz. Esasen son yıllarda maruz bırakıldığımız terör saldırılarının ve ekonomik sabotajların gerisindeki sebeplerden birinin, bu ilkeli duruşumuz olduğunun farkındayız. Ama bedeli ne olursa olsun hakkın, hakikatin ve mazlumun yanında yer almayı sürdüreceğiz. Filistinlilerin hakkını savunmaktan ve tüm mazlumlar ile dayanışma içinde olmaktan asla vazgeçmeyeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Aynı şekilde Keşmir, Arakan ve Türkistan başta olmak üzere pek çok yerde Müslümanlar aleyhine gelişmelerin yaşandığına işaret eden Erdoğan, batı ülkelerinde giderek yaygınlaşan İslam ve Müslüman düşmanlığının da bir başka önemli sorun olduğunu vurguladı. 

Yaşanan sıkıntıların bir kısmının mala ve cana saldırı şeklinde, bir kısmının sinsi asimilasyon politikaları görünümünde, bir kısmının ise körü körüne bir düşmanlık biçiminde tezahür ettiğini belirten Erdoğan, her ne şekilde olursa olsun, sonuçta mağdur olan, mazlum durumuna düşenin hep Müslümanlar olduğunu ifade etti.

"Terör örgütleri bu zulümlerin bahanesi olarak kullanılıyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Camilerimize saldırıyorlar mı? Saldırıyorlar. Müslümanlar görüldüğü yerde öldürülüyor mu? Öldürülüyor. Biz bunlara nereye kadar sessiz kalacağız? Eğer bunlara biz, ses çıkarmazsak elimizle müdahale etmezsek dilimizle müdahale etmezsek o zaman kalbimizden buğzetme mecburiyetimiz, sorumluluğumuz yok mu? İşte bunları yapmadığımız sürece biz daha çok dayak yeriz.

Her biri proje ürünü olan ve dinimizin adını istismar eden terör örgütleri de bu zulümlerin  bahanesi olarak kullanılıyor. İşte son NATO Zirvesi'nde Fransa'nın Başkanı kalkıyor İslami terörden bahsediyor. Kendisine kaç kere söyledim; Bakın İslam kelime anlamı itibarıyla 'silm' buradan türeyen ve anlamı barıştır. Siz, İslami terör ifadesiyle barış ile terörü nasıl bir araya getiriyorsunuz? Böyle bir şey olamaz. Karşımızda susuyor, son NATO Zirvesi'nde aynı ifadeleri kullanıyor. Ne oldu şimdi? Paris'te sarı yelekliler çıktı. Hadi çöz bakalım, durdur bakalım. Niye durduramıyorsun? Niye onları barış havzası içinde yola koyamıyorsun? Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste. Bunu böyle bilesin."

09 Ara 2019 - 17:09 - Siyaset


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Yenidevir Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yenidevir Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.