"Hocaların hocası" ışık tutmaya devam ediyor

Hocaların hocası unvanlı sosyolog Prof. Dr. Şerif Mardin, ölümünün ardından da görüş ve eserleriyle bilim dünyasına ilham kaynağı olmaya devam ediyor.

Büyütmek için resme tıklayın

Türk biliminde derin izler bırakan, Merkez-Çevre ilişkisi ve sivil toplum kavramlarını Türk sosyoloji literatürüne kazandıran Prof. Dr. Mardin, Türk modernleşmesi, din-siyaset ve Jön Türkler üzerine yaptığı çalışmalarla öne çıktı.

Türkiye'nin önde gelen bilim insanları, ilk kez kullandığı "mahalle baskısı" ifadesi ile büyük yankı uyandıran Prof. Dr. Mardin'i, ölümünün ikinci yılında anlattı. 

Bahçeşehir Üniversitesi İktisadi ve Sosyal bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nilüfer Narlı, Türk sosyolojisine önemli kurumsal katkılarda bulunan Mardin'in en önemli çalışmasının Türk modernleşme sürecini analiz etmesi olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Narlı, Mardin'in bu süreçte karşılaşılan sorunları teorik modellerle açıklamaya çalıştığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Merkez-Çevre teorisini Türkiye'ye uygulamıştır. Bunu yaparken tarihsel bir perspektifle yaklaştı. Osmanlı'nın son döneminden, Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar olan süreçte Türk siyasetini anlamak için merkez-çevre gerilimini anlamanın önemini ortaya koydu. Mardin'in geliştirdiği bu model, birçok sosyoloji çalışmasında, biz meslektaşlarına yol gösterdi. Önümüzdeki 100 yıl boyunca akademisyenler, onun bu çalışmalarına başvuracaklardır. Merkez-çevre teorisinin ardından, 'mahalle baskısı' kavramı ile de önemli bir katkıda bulundu. Mahalle baskısı ile bugün birçok sosyal bilimcinin kullanabileceği bir kavramsal anahtar sundu. Mardin, 'Seküler bir aileden geliyorum, sadece seküler konuları araştırırım' demedi. O dönemde tabu sayılabilecek siyasal İslam konusunda araştırmalar yaptı. Karşı mahalleye de eğilerek, onların düşünce tarzını, kavramlarını kitaplaştırdı. Bunların da çok önemli çalışmalar olduğunu düşünüyorum. Türk siyasetini etkileyen, objektif bir akademisyendir, tabu olarak düşünülen konularda cesur çalışmalar yaptı. Merkez-çevre gerilimi Türk siyasetinde trendleri anlamamız bakımından çok önemli bir model." 

 "Sistematik çalışan bir bilim insanıydı"

Mardin ile birlikte çalışma imkanı bulduklarını belirten Sabancı Üniversitesi/Harvard Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Kadıoğlu, Türkiye akademisinde yapılan yayınların dünya literatüründen beslenmesini sağladığını ve literatüre verdiği katkılarla da standartların yükselmesine katkı sunduğunu aktardı.

Prof. Dr. Kadığıoğlu, Mardin’in eserlerinin yaptığı etkinin kapsamının oldukça geniş olduğunu belirterek, "Özetle, Şerif Mardin'in ortaya koyduğu tahlilin önemi, kabul gördüğü kadar eleştiriyi de tetiklemiş olmasında yatmaktadır. Mardin'in 'Merkez-Çevre İlişkileri' başlıklı makalesinin özel bir önemi vardır. Bu makaleye yüzlerce kitapta, bilimsel makalede ve lisanüstü tezinde atıf yapıldı. 1990'ların sonundan itibaren Mardin'in merkez-çevre tahlili, Türkiye'de halka yabancılaşan seçkinlerin eleştirisi ile birlikte anılır oldu. Mardin'in bu çok önemli çalışmasına muhtemelen kendisini de şaşırtacak kadar mutlak anlamlar yüklendi. Bilim insanlarının mutlak düşünce ile her zaman sorunları olur. Şerif Hoca'nın da vardı,  ancak yazdıklarının nasıl algılandığı üzerinde elbette kontrolü yoktu. Mardin, Türkiye modernleşmesini temel meselesi yapmış ve onu anlamaya, tahlil etmeye çalışmış bir bilim insanıydı. Sistematik ve titiz çalışan bir bilim insanıydı. Kolay bir insan değildi. Zor beğenirdi." değerlendirmesinde bulundu.

"Din konusuna ve sivil topluma önem verdi"

Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Belge ise Mardin'in sosyolog olmaktan önce bir düşünce tarihçisi olduğuna vurgu yaparak, düşünce tarihçiliğinde paradigma değiştiren bir bilim insanı olduğunu dile getirdi.

Prof. Dr. Belge, Mardin'in daha önce kimselerin el atmadığı, bakma gereği duymadığı açılardan olayları görmeyi başardığına işaret ederek şöyle konuştu:

"Mardin, topluma devletten bakma eğilimindeydi. Baştan itibaren de hep yadırgandı. 'Bu adam ne diyor?" şeklinde sorulara muhatap oldu. Hatta en hafif tabiriyle 'tuhaf adam' şeklinde karşılandı. Anglosakson kültürden geliyordu ve zihninde sekülerizasyon gibi kavramlar vardı. Zaman içinde Mardin'in birçok konuyu herkesten daha iyi ortaya koyduğu ve analiz ettiği ortaya çıktı. İlk baştaki yadırgama kırıldı ve bir tür kabule bıraktı yerini. Yeni kuşaklar, daha çok Şerif Mardin meşrebinde düşünmeye başladı. Mardin, din konusuna ve sivil topluma önem verdi ve bu anlamda önemli çalışmalara imza attı. Aynı zamanda Jön Türk'lerle de ilgilendi. 'Dinci, gerici' olarak nitelenmesine rağmen böyle şeylerle alakası yoktu, dünya aydınıydı, dini bağnazlıktan ödü kopan bir bilim insanıydı. 12 Eylül'den sonra Türkiye'nin hem bu günününe hem geçmişine yeni bir gözle bakılmaya başlandı. Bu paradigmayı kurmakta en fazla emeği geçmiş üç kişiden biridir Mardin. Onun için çok önemli bir yeri var." 

Şerif Mardin ile 1974'de tanıştıklarını anlatan Belge, "Bizi Ali Gevgilili tanıştırdı. Hatta Ali'ye, 'Murat Belge'siz bir Türkiye o kadar ilginç olmaz' gibi bir büyük bir laf etmiş benimle ilgili. Ara sıra Beşiktaş'ta sevdiği bir restoran vardı, orada buluşurduk. Her zaman sıcak bir insandı, çok sıcak ilişikler kurardı." dedi. 

 "Bir entelektüelin bütün vasıflarına sahipti"

Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Emeritus Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Birtek, Mardin'in son yarım asırda dünya sosyal biliminde Türkiye'nin yetiştirdiği en tanınmış, en üst mertebede saygınlığı bulunan bir sosyal bilimci olduğunu ifade etti.

Prof. Dr. Birtek, Mardin'in Princeton ve Columbia üniversitelerince davet edildiğini ve bu üniversitelerde hocalık yaptığını hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mardin bilimini hep Türkiye'yi anlamaya yöneltmiş en özgün çalışmaları yapmış, yeni yollar açmış ve hepimize ışık tutmuştu. Kendisinin daha kuramsal çalışması olan 'merkez-çevre' uzun makalesi bir kilometre taşıdır. Bu makale, ben dahil, bir çoğumuzun çalışmalarına mesnet olmuş, temel oluşturmuştur. Bir düşünür olarak Mardin, dünyadaki düşünce akımlarını son günlerine kadar yakından takip etmiş, bilimsel merakı hiç dinmemişti. Her okunduğunun, her konferansın notlarını almış yeniyi öğrenmeye disiplini hiç aksatmamıştı. Şerif Mardin üst düzey batılı bir entelektüelin bütün vasıflarına sahipti. Mardin, Boğaziçi Üniversite'inde o dönemin Avrupa'sında sosyal bilimin en iyi bölümlerinden birini kurdu ve sayesinde bir çoğumuz o tezgahta yetişme imkanını bulduk."

Mardin'in kişiliğine de değinen Birtek, "Kişilik olarak Şerif Bey fevkalade nazik, adabı muaşereti özümsemiş bir Osmanlı-Cumhuriyet beyefendisi idi. Yaşam tarzı fevkalade seküler ve her medeni insan gibi farklı düşüncelere saygılı ve her düşünürün olması gerektiği gibi onları anlamaya ciddi olarak kafasını yoran bir sosyal bilimci idi. Kendisini en derin şükranla anıyorum, hakkı ödenmez" diye konuştu.

Sosyolog Prof. Dr. Nur Vergin ise Mardin'i çok yakından tanıdığını, kendisine bir anlamda ağabeylik yaptığını belirterek, "Bana göre Türkiye'nin en iyi sosyoloğu. Aynı zamanda bir beyefendi. Onu çok sever ve sayardım. Ona karşı çok büyük saygım vardı. Boğaziçi Üniversitesi'nde iyi bir akademik kadro oluşturdu. Şerif Mardin eşittir kalite dersem her şeyi özetler." dedi.  

06 Eylül 2019 - Kültür & Sanat


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yenidevir Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yenidevir Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.