En acı fotoğraf

Abone Ol

Kelimelerde göçük altında kaldı.

Boğazımız yandı.

Acıyı tarif edecek harfler tükendi.

Evlatları enkazda kalan annelerin çığlıkları donmuş boğulmuştu.

Kocaman bir el ciğerlerine uzanmış beyhude kelimeleri çıkarmaya uğraşmaktaydı.

Görüntüler korkunçtu.

Şehirler neredeyse yeryüzünden silinmişti.

Bütün bunlar kötü bir rüya olmalıydı.

Yürek parçalayan hikâyeler.

Hepsi acılıkta birbirleriyle yarışmaktaydı.

İnsanlık tarihinin en acı fotoğrafları arasına girmişlerdi.

Herkesin kalbine mıh gibi saplanan o kare.

Keskin soğuk altında,

Yıkıntıların arasında.

Yıllarca yaşadığı evinin topraklara gömüldüğü o tarifsiz elemde.

Belki de ailesinden kimsenin akıbetini bilmediği o korkunç günde.

Vefat etmiş evladının yanında.

İnanamadığı gerçekle yüzleşmekten korkarcasına.

Onu soğuktan korumak istercesine.

Babanın eli artık yaşamayan kızının elinde,

Fakat kendisi de bu dünyada değildi.

Çaresiz, şaşkın, kahır dolu, suskun,

Bomboş bakmaktaydı.

Dünya durmuş, araftaydı.

Ağır bir travma içerisinde kalakalmıştı.

Evladına dönüp bakamıyordu.

Kabullenemiyordu onun yaşamadığını

Kendisi de dünyadan ayrılmış mıydı,

Neredeydi çıkaramamaktaydı.

Hayatı koluna takıp götüren ölüm.

Kimleri alıp gitmemişti ki.

Adına deprem denilen ama yine insan ihmalkârlığının, hırslarının sebep olduğu bu derin kederde.

Müteahhitlerin bitmeyen, tükenmeyen para hırsında.

Üstlerinden başlarından, boğazlarından keserek yıllarca sıkıntılarla taksitlerini ödedikleri mutluluk sarayı bildikler evler,

Ay yüzlü çocuklara, altın kalpli anne ve babalarına mezar olmuştur.

“Cennetten bir kare”, “depreme dayanıklı” diye paylaşılan dışı süslü, içerisi malzemeden çalındığından çürük binalar.

Rekorlar kitabına girmek için dev bir altın makas bile yaptırmıştır, açılışta kullanmak için, müteahhit.

Sanki masum insanların yaşamlarını kesmek için yaptırmıştır o kanlı makası.

12 katlı rezidans yerle bir oldu, binlerce can üç kuruş paraya kurban verildi.

Para kazanma hırsı nerde dur durak bilmekte ki.

Apartmanların altındaki dükkânların daha fazla müşteriyi yapıya doldurmak için kolonlarını kesmişler.

Bu açgözlü kafa sadece kolonları değil mazlumların yaşam damarlarını da kesmiş.

Bütün bu üç kuruş fazla kazanma hırsına yenilenler nasıl hesap verecekler acaba iki cihanın mahkemelerinde.

Bazen de umuda gözyaşı döküyoruz.

Hatice el sallıyor, tekbirler arasında göçükten çıktığında dünyalar bizim oluyor.

Yener bebek 10 günlük,

Dağ olup direnmiş.

Rahman onu üşütmemiş, karnını doyurmuş.

Binlerce kilometre ötedekilerde, bizlerde şükür gözyaşları.