Canlarını ortaya koyanlar da var, depremi kazanç kapısı yapan da

Abone Ol

El ele vererek bu acı günleri de atlatacağız. Ancak, ömür boyu yüreğimizden silinmeyecek acılarla birlikte yaşamayı öğrenmek durumundayız. Felaket günleri toplumdaki farklı duyulara ve hırslara sahip olanları da ortaya çıkarıyor. Bundan ders alınabilirse gelecek günlerde yaşanabilecek felaketler karşısında alınacak tedbirler sebebiyle maddi ve manevi alacağımız dersler vardır. Ancak, yeter, acılar bir süre sonra unutulmaya terk edilmesin. Hemen belirteyim ki devlet, millet el ele verdiğimizde üstesinden gelemeyeceğimiz acı yoktur. Çünkü tarihimiz benzer olaylarla doludur. Millet olarak acıların paylaşılmasında hassas olan bir toplumuz. Ancak, bunu söylerken de toplumda acılardan çıkar sağlamanın peşinde olanlarında bulunduğunu unutmamak gerekiyor. Söz gelimi ülkemizde konut fiyatları son 2 sene içinde büyük artışlar yaşandı. Artık insanların kazandıkları para ile bırakın bir konut sahibi olmayı bir yana, ev kiralarını bile ödeyemeyecek duruma gelindiği bir noktada depremin hemen ardından konut fiyatlarında ortaya çıkan yeni artışlar sanıyorum felaketten çıkar sağlama peşinde olanların eseridir. Bu da gösteriyor ki, bazılarımız deprem sebebiyle evleri yıkılanlara evlerinin kapısını açarak onları yanlarında misafir etmek için uğraşırken; bazıları da sahip oldukları konutlardan daha fazla kazanmanın peşindeler.

İnsan olarak hepimizin bazı zaafları olabilir. Ancak, bunun birbirimizin yardımına koşmamız gereken bir dönemde bu tür hesaplar içine girilmiş olması insanı üzüyor. Bu tür fırsatçılar yaşanan acıları daha da artırıyor. Milyonlarca insan sokakta kalmış, devlet imkanlarını seferber ederek bu ortada kalan insanlara başlarını sokacakları bir yer temini için elinden geleni yapmaya çalışırken, sun’i olarak fiyatların artırılması ister istemez toplum olarak sergilenen fedakarlıkları gölgeliyor. Buna kimsenin hakkı olmamalı. Ellerindekini paylaşamayan bir takım tiplerin bir de felaketten çıkar sağlama peşine düşmeleri insanlık adına üzüntü vericidir.

Hemen belirteyim ki toplumumuzda elindekini paylaşmanın, insanları enkaz altından kurtarabilmek için kendilerini enkazın altına ataların çoğunlukta oluşu elbette toplumun çoğunluğu olarak yüce vasıflara sahip olduğumuzu gösteriyor. Ancak, her felakette olduğu gibi bu felaket bölgelerinde de yıkıntıların üzerinde ve etrafında güvenlik güçlerinin bir takım yağma ve soygunları önlemek için nöbet tutmak mecburiyetinde oluşu da gösteriyor ki, insanların hepsinin aynı duygularla hareket etmesini düşünmek gerçekçi olmuyor. İyiler ile kötüler, elindeki paylaşanlarla, elindekini artırmaya çalışanlar birlikte yaşıyoruz. Bir yanda kumbarasını biriktirdiği paralarla sıkıntıda olan kardeşlerine ulaştıran yavrular, öbür tarafta yıkıntıların arasında para eder neler bulabileceğinin peşinde olanlar. Kısacası toplumlarda her türlü güzelliği de her türlü kötülüğü de birlikte görüyoruz.

Deprem bölgelerinde dolaşırken genellikle yaşanan acıların izleri görülüyor. Bu arada elbette uzun süre enkaz altında kaldıktan sonra kurtarılmış insanların çevresinde oluşturulan sevgi çemberleri de var. Gönül etrafta acıların izlerinden çok birlik ve beraberliğin izleri görülsün, insanlar acılar paylaşıldıkça azaldığını, mutlulukların paylaşıldıkça arttığını unutmasınlar istiyor. Çünkü bugün hiçbir şeyi olmayan bir durumda yaşayanların deprem öncesi her şeylerinin olduğunu unutmadan birbirimize yaklaşabildiğimiz takdirde hem millet olmanın hem de insan olmanın gereğini yerine getirmiş olacağız.  İnşaAllah bu acı günler kısa zamanda son bulur. Çünkü devlet-millet el ele gönül gönüle verildiğinde altından kalkılamayacak sorun kalmaz.