Karşımızda öyle bir “anlayış” var ki! Bu “anlayış” ile ne bir konuyu “tartışmak” mümkün ne de herhangi bir konuda “anlaşmak” mümkün! Sadece kendilerini “beğenen” ve kendi düşüncelerinden başka hiçbir düşünceye “hayat hakkı” tanımayan bir “anlayış” bu!
Bu “anlayışa” deniliyor ki:
Ülkemiz deprem kuşağında, gelin olası bir deprem felaketini karışlamaya hazırlıklarımızın yeterli olup olmadığını tartışalım!
Böylesine “masum”, böylesine “iyi niyetli” ve böylesine “haklı” çağrıya verilen cevap şu:
Ülkemizin depreme karşı “yeterliliğini” tartışmaya açmak insanlık dışıdır!
Evet, böyle bir “anlayış” ile böyle bir “yaklaşım” ile ne konuşacaksınız, neyi tartışacaksınız?
Ve hepsinden önemlisi nasıl anlaşacaksınız?
Bu çağrı yapılalı üç yıl oluyor.
Bu cevap alınalı da üç yıl oluyor!
Şimdi ülkenin depreme ne kadar hazırlıklı olduğu ya da ne kadar yeterli olduğumuz ortada değil mi?
Yani takke düştü kel göründü!
Dün depreme karşı yeterliliğimizi tartışmaya bile razı olmayanlar bugün böylesine büyük felaketlere karşı hazırlıklı olmanın mümkün olmadığını söylemekle meşguller.
Yine hiç sorumluluk üstlenmeye yanaşmıyorlar.
Yine kendilerinin haklı olduğu iddiasındalar.
Yine muhaliflerin ensesinde boza pişirmek gerektiğine inanıyorlar.
Böylesine büyük bir felaket dünyanın bir başka yerinde yaşansaydı orada istifalar olurdu!
Depreme karşı “hazırlıklı olup olmadığımızı” tartışmaktan kaçınanlar ve yeterliliği tartışmaya açmayı “insanlık dışı” ilan edenler mutlaka görevlerinden ayrılırlardı!
Bizde ise böyle bir olgunluktan eser yok!
Sanki hiç bir şey olmamış gibi!
Sanki o lafları hiç etmemişler gibi!
Sanki imar afları çıkararak böylesine büyük afetlere davetiye çıkarmamışlar gibi!
Yollarına devam ediyorlar.
Bu “anlayış” ile neyi tartışabilirsiniz! Ve böyle bir “anlayış” ile nasıl anlaşabilirsiniz!
Bu “anlayış” aslında dört başı mamur bir “anlayışsızlıktan” başka bir şey değil!