Altılı Masa değil, Millet İttifakı

Abone Ol

Kendilerinin getirip uygulamaya koydukları yasal düzenlemeler sonucu ittifakların zorunlu hale geldiği bilinirken Millet İttifakı’nın varlığı iktidar kanadını rahatsız ediyor. Bir bakıma şimdiden seçimlerin sonucunun Cumhur İttifakı’nın sonunu getireceği korkusuna kapılınmış görüntüsü yaşanıyor. Elbette her partinin belli bir hedefi vardır ve o hedefe ulaşmak için gayret sarf eder. Bu hedefin millete hizmet olduğunu, sanıyorum söylemeye bile gerek yok. Cumhur İttifakı’nın söylemleri Millet İttifakı’ndan çekindiklerini ortaya koyuyor. Çünkü sürekli olarak söz konusu ittifakı dağıtmak için birtakım polemiklere sığınıyor, söylenmiş bir cümle sağından solundan çekiştirilerek birtakım yorumlarla millete sunulmaya çalışılıyor. Kısacası hemen her gün Millet İttifakı’nı değersizleştirmek ve toplumun gözünden düşürmek için yeni yeni senaryolar yazılıyor ve uygulamaya konuluyor. Tüm bunlar yetmemiş gibi şimdi de MHP lideri Bahçeli, Millet İttifakı’nın partilerine, “Gelin birlik olalım, Sayın Cumhurbaşkanı’mızın etrafında toplanalım” çağrısında bulundu. Doğrusunu söylemek gerekirse böyle bir çağrının ne yürürlükte olan Anayasa ne de demokratik bir anlayış ile alakası yok. Ayrıca kendilerinin hazırladıkları anayasa sonucu ittifaklar zorunla hale gelmemiş gibi bir tavır insanı yadırgatıyor. Çünkü Bahçeli’nin çağrısı sadece kendilerine ittifak yapma hakkı verilmiş gibi bir hava estiriliyor. Bizimle ittifak olursa normal, ancak bizim dışımızda olursa anormal gibi bir yaklaşımı akla getiriyor.

Ayrıca böyle bir çağrı iktidar kanadının muhalefetsiz bir iktidar arzusunu akla getiriyor. İktidarda bulundukları yılların ardından ülke sorunlarının giderek büyümüş olmasının seçimlerin iktidar değişikliğini gündeme getirmesinin söz konusu olması sanıyorum böylesine bir muhalefetsiz iktidar çağrısını gündeme getirmiş olabilir. Hâlbuki şu anda iktidar sahiplerinin alacakları her kararı yürürlüğe sokma imkânları var. Yani Sayın Cumhurbaşkanı’nın atacağı adımların önünde bir engel söz konusu değil. Bu yüzden sisteme yönelik eleştirilerde hep tek adam yönetiminin ortaya çıktığı, bunun çeşitli sorunlara sebep olduğu siyasiler tarafından dile getiriliyor. Öyle anlaşılıyor ki, mevcut duruma göre iktidarın önünde hiçbir engel bulunmadığı halde, muhalefet partilerine birlik olalım çağrısının gündeme getirilmiş olmasının sebebi ya seçimlerden Cumhur İttifakı ümidini kesmiş, hiç olmazsa muhalefetten gelecek eleştirilerin önünü kesme arzusu olabilir. Hâlbuki esas olan, farklılıklara rağmen birlikte olabilmek, bir başka ifadeyle farklılıklara tahammül edebilmek, uygulanmakta olan sistemin esasını oluşturuyor olması gerekiyor.

Tüm bunların başka bir sebebi olabilir mi diye sormadan insan edemiyor. Çünkü tek yetkili olarak yıllardan beri ülkeyi yönetenlerin bugün geldikleri noktada muhalefetten gelen eleştirilerden rahatsız olmaları ister istemez iktidarlarında toplumun sorunlarını çözmek konusunda yetersiz kalmalarına toplumun tepkisi olabilir. Çünkü öylesine bir toplum oluşmuş ki, toplumda orta sınıf olarak nitelendirdiğimiz kesim yok olmuş, daha doğrusu orta sınıf ile fakirler birleşmiş durumda. Kısacası, uygulanmakta olan sistem zenginlere hizmet etmiş, fakirler daha da yoksullaşmıştır. Her ne kadar her fırsatta yüksek oranlı zamlar verdiklerini söylüyor olsalar da, verilen zamlar ücretlilerin maaşlarına yansımadan anlamını yitiriyor. Bu konuda medyaya yansıyan bir haberin başlığını aktarmakla yetinmek istiyorum.

Haberin başlığı şöyle:

“Konya’da her üç haneden biri sosyal yardım alıyor”

Yani iktidar, toplumun refah seviyesini yükseltmek yerine insanları yardıma muhtaç hale düşürdükten sonra verdikleri sosyal yardımları marifetmiş gibi sunuyor.